Barbie’yi Seviyorum

Küçüğüz…Kardeşim ve ben bir arkadaşımızla birlikte odamızda oynuyoruz. Hepimizin elinde birer barbie bebek var. Kurduğumuz oyuna göre arkadaşımızın bebeği bir opera sanatçısıymış ve bizim birer balerin ve film yıldızı olan bebeklerimiz onun performansını izlemeye gitmişler. Nikah şekerlerinden çıkma tül ve kurdelelerle giydirilmiş olan minik soprano viyak viyak aryasını bitirdikten sonra kardeşimle ben bebeklerimizin ellerini tutup birbirine vurmak ve “şak şak şak” demek suretiyle kendisini alkışlıyoruz. Daha sonra bizim bebekler sopranoyla tanışmak için “tık tık tık” diye yürüyerek yanına gidiyorlar. Önce kardeşimin bebeği kendini tanıtıyor ve adını söylüyor. Sonra da benimki: “merhaba, ben Funda Gustav”. Kardeşim bir an dönüp bana bakıyor “gustav ne?” der gibi. Yavaşça kulağına doğru eğilip “babası Fransızmış” diyorum. Sonra oyuna devam ediyoruz. Balerin barbie bale yapıyor, diğerleri onu alkışlıyorlar, sonra opera sanatçısıyla balerin sinemaya gidip film yıldızının yeni filmini izliyorlar…

Sonra büyüdüm ve evlendim. Oyuncaklarla fazla haşırneşirliğim kalmadı. Oyuncakçılara uğrama sıklığım minik yeğenlerimin doğumgünleri ile sınırlandı. Ama ne yalan söyleyeyim, her seferinde barbie standlarının önünden şöyle bir geçtim, bir göz attım onlara. Bir barbie kalem kutusu alıp da makyaj çantası olarak kullanmamak için zor tuttum kendimi. Birkaç yıl önce eşimin yeğenlerimizden birisi için satın aldığı barbie bebeğe el koymaktan kendimi alamadığımda anladım ki kalbimde hala çok özel bir yeri var bu bebeğin.

Teresa ve Laura El koyduğum yeni bebeğimin Jeniffer Lopez’vari koyu balköpüğü rengi saçları ve saç rengi ile çok uyumlu esmerimsi bir teni var. Elbisesi asimetsik kesimli çok sade ve şık bir yazlık elbise. Ayağında ise dolgu topuklu sandaletler var. Ona “Teresa” diyorum çünkü kutusunun üzerinde öyle yazıyordu. Zaten Teresa bir latin güzeline çok yakışan bir isim bence.  Annemlerin evine yaptığımız bir ziyaret sırasında çocukluğumda oynadığım eski barbie bebeğim Laura’yı da bulup eve getirdim. Saçları saman gibi olmuş, makyajı da kısmen silinmiş olmasına rağmen Laura hala çok güzel. Annemin diktiği mavi elbiseyi giyiyor.

Yazdiklarimdan anlaşıldığı üzere ben barbie sever bir insanım. Onun benim dünyamdaki yeri bir oyuncaktan ötedir. O bir abla ve bir modeldir. Bunun barbie ile oynayan her kiz çocuğu için geçerli olduğundan eminim. Sıradan bir oyuncak bebekle oynayan bir çocuk kurduğu oyunda onun ya arkadaşı ya da annesidir. Oysa barbie ile oynayan bir çocuk onunla birlikte pilot olur, doktor olur, balerin, film yıldızı, dalgıç olur, paten kayar, prensestir, peridir…Barbie insana hayal kurdurur. Küçük kızlar onda büyüyünce olmak istedikleri kişiyi görürler.

Bu yazıyı yazmaya başlamadan önce internette küçük bir araştırma yaptım. Bulduğum sonuçların çoğunluğu kız çocukları için hazırlanmış barbie bebek giydirme oyunlarıydı (ki birazcık oynamadım dersem yalan olur). Bunların yanında bu oyuncağın kız çocuklarının vücut algılarını bozduğuna, çocuklarda ona benzemek uğruna ciddi yeme bozukluklarına yol açtığına, para ve gösteriş üzerine kurulu bir yaşama özendirdiğine dair pek çok yazıya da rastladım. Hatta bu bebek çocukları saldırganlaştırıyormuş: Ingiltere’de 2005 yılında yapılan bir araştırmaya göre bazı kızlar bu bebeğin görüntüsünü kıskanıp kol ve bacaklarını koparmak suretiyle ona zarar veriyorlarmış.

Benim çocukluğumda barbie Türkiye’de yeni yeni satılmaya başlamıştı ve bizim için sadece “kendisinden” ibaretti. Oysa şimdi daha süslü ve daha zengin. Daha çok elbisesi, güzel bir evi, yakışıklı bir sevgilisi, lüks bir arabası var. Kayak yapıyor, dünyayı dolaşıyor, o parti senin bu parti benim geziyor. Eskiden sadece bir bebek olan barbie zaman içerisinde bir mite, bir endüstriye dönüşmüş; her kızın ve hatta her yetişkin kadının isteyeceği bir görüntüsü ve yaşam tarzı var (ben istemem diyene inanmam). Zaten bu oyuncağa yöneltilen okların hedefi de çoğunlukla bu. Aslında ince ve çevik bir vücut, yakışıklı bir sevgili, güzel bir ev ve araba arzulamak için ille de barbie ile oynamak gerekmez. Zaten medya hergün ve her gece sürekli olarak ince, güzel ve zengin kadınları sevgililerinin lüks arabalarında görüntüleyip gözümüze sokmuyor mu – hem de olabılecek en kışkırtıcı şekılde? Bunların yanında barbie çok masum kalıyor bence. Kaldı ki güzellik ve zenginlik istemekte ve bu konuda hayal kurmakta yanlış birşey de görmemekteyim.

Ben çocukluğum boyunca Laura’yı elimden düşürmedim. Ne anoreksik ne de aşırı maddiyatçı birisi oldum. Normal bir kadınım; normal bir mesleğim, normal bir evim ve normal bir ailem var. Bu sahip olduklarımla da çok mutluyum. Ben de küçük bir kız çocuğu olduğum zamanlarda barbie bebeğim ile oynarken balerin, şarkıcı, film yıldızı ya da manken olarak  hayal ederdim kendimi. Çok zenginmişim ve bir prensesmişim, ya da güzel bir iyilik perisiymişim ve çirkin cadı (kırmızı saçlı, tek gözlü eski bezbebek) ile savaşıyormuşum gibi yapardım. Bu oyunları oynarken çok mutlu olurdum. Gelecek önümdeydi ve belki de büyüyünce bunlardan birisi olabilirdim. Olamadım ama bu yüzden barbie’ye kızıp bacaklarını falan koparmadım.

Büyüdükçe bu bebekte asıl neyi sevdiğimi anladım: O mutluydu! Kocaman açılmış gözleri, gülümseyen yüzü ve tüğ gibi hafif görüntüsü ile o hep halinden memnundu. Bu hali beni de mutlu ediyordu – işte hepsi buydu…

About perilievren

sadece bir evren...
Bu yazı Düşünüyorum içinde yayınlandı ve , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Barbie’yi Seviyorum için 1 cevap

  1. gasilhane dedi ki:

    Benim de çakma barbielerim vardı, aynı boyutlarda ve görünümde. Ve onlarla oynadığım için garip bir davranış bozukluğu yaşamadım hatta hiç bir arkadaşım yaşamadı.. Çocuklar barbie’nin ince olmasının erkeklerin dünyasında ne gibi bir avantajı var bilmiyor. Çocuk için Barbie güzel ve komşusu kadın da güzel, komşudakinin piyasa değeri olmadığını yani ürün satmak için görselinin kullanılmayacağını bilmiyor. Barbie konusunda olumsuz fikir bildirenler hep büyükler çünkü büyüdük ve o kadar ince görünmenin neye malolduğunu öğrendik. Mesela Barbie aslında bir victoria’s secret modeli, gerçekdışı beklentileri karşılıyor ama bunun 7 yaşındaki çocuk için gerçekten önemi yok. Tek önemli şey aile.. Diyelim ki zayıf kalmak için yemek yemeyen bir annesi var, barbie oynasa nolur oynamasa nolur. İnsanların kendi davranışlarının sorumluluğunu almayıp dökme plastik bebeği suçlaması çok garip değil mi? Küçük bir kızın annesi “evet ama o erkek çocuk, o yapabilir” dediği anda herşey biter. Bence. Çenem düşük. Sustum!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s