Küçük Arı

“Sizin ülkenizde, yeterince korkmamışsanız, gidip bir korku filmi izleyebilirsiniz. Sinemadan geceye çıktıktan sonra bir süre bu dehşet her yerdedir…Sizin ülkenizde dehşet, ondan yana bir derdinizin olmadığını kendinize hatırlatmak için aldığınız bir dozluk bir şeydir.” Küçük Arı, Chris Cleave

Bazı sorular vardır düşündükçe dallanıp budaklanır. Çözüme ulaşmak bir yana, bunlar gittikçe daha da düğümlenir. Ille de yanıta ulaşacağım diye deştiğinizde öyle bir sona yaklaşırsınız ki, hemen geri dönmek ve soruyu unutmak istersiniz. Çünkü ulaşmak üzere olduğunuz şeyin rahatınızı sonsuza dek kaçıracağını hissedersiniz.

Zaman zaman bir benzin istasyonuna gidip arabama yakıt alırım. Yakıt dolumu yapılırken istasyondaki markete girer öylesine dolaşırım, dergi ve kitap standlarına göz atarım. Sonra arabamın deposuna doldurulan yakıtın maddi bedelini kredi kartımla birkaç saniyede öder, aklımda standlardaki aylık kadın dergilerinden birinin kapağında gördüğüm herhangi bir konu başlığı ile arabama doğru yürürüm: 7 güzellik tüyosuyla plajın kraliçesi siz olun.

Kontağı açmamla birlikte arabanın radyosu çalmaya başlar. Dünya müziklerini severim. Dünya müziği dendiğinde hep üçüncü dünya ülkelerinin müziklerini anlarız – ne tuhaf. Bir de oldukları gibi, orjinal halleriyle dinlemeyiz onları. Ille dijital ortamda “fusion”laştırılmaları, bir nevi terbiye edilmeleri, “light”laştırılmaları gerekir. Zira diğer türlüsü ağır gelir bize. Yerel müzikler beni çocukluğumda gidip görmeyi  hayal ettiğim gizemli diyarlara götürür. Sapsarı, sıcak bir çölde safarideyim mesela. Ya da balta girmemiş bir ormanda çok nadir bir orkideyi arıyorum.

”Macera nedir? Bu, maceraya nerede başladığınıza bağlıdır. Sizin ülkenizdeki küçük kızlar, çamaşır makinesi ile buzdolabının arasındaki boşluğa gizlenip, etraflarının yeşil yılanlar ve maymunlarla sarılı olduğu bir ormanda olduklarını hayal ederler. Ben ve ablam, yeşil yılanlar ve maymunlarla dolu ormanda bir boşluğa gizlenip, çamaşır makinemiz ve buzdolabımız olduğunu hayal ederdik.” Küçük Arı, Chris Cleave

Birisi bana az önce arabamın deposuna doldurulan yakıtın bedelini tek ödeyenin ben olmadığımı, benim ödediğimden çok ama çok daha fazlasını ödeyen birilerinin olduğunu söylese? Birisi bana Küçük Arı’dan bahsetse: Bak, böyle birisi var bu dünyada…Onun ödediği tüyler ürpertici bedel sayesinde küçük steril dünyanda sanal bir güven duygusuyla yaşıyorsun. Severek dinlediğin ve direksiyona pıt pıt vurarak tempo tuttuğun müziğin onun ülkesinin müziği olduğunu biliyor musun? Insanı nasıl da alıp götürüyor değil mi? Şarkı ne anlatıyor bilmiyorsun, aslında umursamıyorsun. Bitince unutacaksın zaten – şarkıyı da ülkeyi de. Ama dürüst olalım, arka plandaki dijital ritm müziğe modern bir hava katmış. Modern şehir silüetine çok uygun bir fon müziği haline getirilmiş ilkel kabile şarkısı. Başka türlüsü düşünülemezdi zaten, değil mi?

Küçük Arı’yı, şu Nijerya’lı küçük kızı alsam ve şu şık cam binaların önündeki dev reklam panolarının önüne koysam…Gelip geçen insanlar ve arabalar arasında nasıl görünür? Bir üretim hatası, bir ur gibi? Oraya yanlışlıkla ışınlanmış gibi? Peki onu evime götürsem, onunla arkadaş olsam? Olabilir miyim? Yaşadığı korkunç şeylerin hepsinin sebebinin benim hayatımı daha konforlu bir hale getirmek olduğunu bile bile benim arkadaşım olur mu? Deposundaki yakıt için gözlerinin önünde bir köy dolusu insanının katledildiğini gördükten sonra arabamla küçük bir şehir gezintisi yapmak isteyecek mi?

Nijeryalı Küçük Arı ve ablası, ülkelerindeki petrol tüccarlarının yaptığı katliama şahit olurlar. Görgü tanıklarını öldüren yetkililerden kaçarken bir plaja gelirler. Burada, yakınlardaki bir otelde tatil yapmakta olan Ingiliz çift ile karşılaşırlar. Bilgisayarlarımızın ekranında duvarkağıdı olarak görmek isteyeceğimiz güzellikteki bu Afrika plajında geçen korkunç olaylardan sonra hiçbirşey eskisi gibi olmayacaktır. Chris Cleave’in, Nijerya’daki petrolle ilgili çatışmalardan kaçıp Ingiltere’ye sığınan mültecilerin anlattıklarından yola çıkarak yazdığı bir roman Küçük Arı. Sadece çok güzel bir roman olduğu için değil, farkındalık adına çok şey söylediği için sevdim bu kitabı. Hem yaşadığım hayatın temellerinin eninde sonunda nereye dayandığının hem de bu sistemdeki yerimin farkındalığı…

Elbet besin zincirinin en tepesinde değilim ve ben de birilerinin Küçük Arı’sıyım. Birileri daha lüks ve konforlu yaşasın diye ödediğim bedeller var benim de. Kılığım, kıyafetim ve hatta kişiliğimle bile onların uçsuz bucaksız malikanelerinde, ultra lüks yatlarında  tıpkı Küçük Arı’nın kent caddelerinde duracağı gibi eğreti durabilirim.

Artık araba kullanmıyor muyum? Kullanıyorum tabii ki, buna mecburum. Tıpkı elektriğe, ısınmaya, kimliğimdeki PVC kaplamaya, şampuan şişesine, çöp torbasına ve daha pek çok şeye mecbur olduğum gibi.

Ama artık biliyorum…Daha doğrusu “bildiğimi kabulleniyorum” ve bu gerçekten çok rahatsız edici…

Bu yazıyı sevdiyseniz bunu da seversiniz:

Geride kalanlar “Leonia kenti hergün yineler kendini: her sabah mis gibi çarşaflarda uyanır herkes, yeni açılmış sabunlarla yıkanır, yepyeni elbiseler giyer, en mükemmel buzdolaplarındaki açılmamiş süt şişelerine uzanırken son model radyolardan en son cıngılları dinler. Dünün Leonia’sından artanlar tertemiz plastik ….

About perilievren

sadece bir evren...
Bu yazı Düşünüyorum içinde yayınlandı ve , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Küçük Arı için 6 cevap

  1. yıldıztozu dedi ki:

    yazını çok beğendim. evet, bunları bilmek acı veriyor ama bilmek de gerekiyor. değişim böyle başlayacak. bu kitabı en kısa zamanda okuyacağım.

  2. yeni1anlam dedi ki:

    Seçimlerimiz uzayda kaybolmuyor. Birilerinin hayatlarına dokunuyor. Hem de çok sert. Bunları bilmemeyi seçebilir insan. Gözünü kapatabilir. Bu mümkün. Ama gerçek eninde sonunda birgün gelip insanı buluyor.

  3. dilekşeker dedi ki:

    yaşadığımız dünyada herşey o kadar birbiri ile ilişkili ki…satınalmayı seçtiğimiz ürünler bile eninde sonunda birisine zarar verebiliyor. ya üretilirken ya da biz onu tüketirken. bu konuda ne kadar dikkatli olmaya çalışsak da bu döngüden kurtulamıyoruz. dünya genelinde petrol için yapılanlar çok acımasız gerçekten. ama sadece petrol mü? değerli taşlar, değerli metaller…günlük hayatımızda evimize giren şeylerin çoğunun hammaddesi…bunlar neler pahasına bizlere ulaşıyor kimbilir…

  4. Geri bildirim: Neden? | güneşli bir gün

  5. Çok ilginçtir ki yorumlarımıza aynı cümlelerle başlamışız. yorumlarımız hakkında başka benzerlikler de var.Göz atmayı dilerseniz http://www.kitapsohbetcisi.com/2012/08/kucuk-ar.html

    • perilievren dedi ki:

      Bu kitapla ilgili benimle benzer şeyler hisseden birisine rastladığıma sevindim. Açıkçası edebiyat anlamında ben de çok beğenmedim Küçük Arı’yı. Yine de kolay okunan ve herşeyi doğrudan anlatan bir kitap olması hoşuma gitti. özellikle Küçük Arı’nın yaşadığı hayat ve diğer kahramanların hayatının tezatlıklarının gözler önüne seriliş tarzı etkileyiciydi. Ama bence büyük bir edebiyat eseri olmaktan çok çok daha büyük bir misyon içeriyor…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s