Bakıcı: Bir Annenin Özgürlüğü

Iş yaşamına alışamadım bir türlü. Bir işi yaparken başka insanların – benden üst ya da alt kademede olmasının önemi yok – kimbilir ne ile motive olmuş iradelerine bağımlı olmaktansa yanlız çalışmayı tercih ederim.

Bu konu beni iş yaşamımı yeniden şekillendirmeye çalıştığım bu günlerde çok düşündürüyor. Bir yandan kendimi aksi yönde revize etmeye çalışırken bir yandan da yaptığım işteki gereksiz insan girdisini ortadan kaldırmaya çalışıyorum. Ama son zamanlarda gündemimde başka bir konu daha var ki diğer meseleden çok daha önemli: Yine şu bakıcı konusu.

Yazının girişi çok alakasız gibi görünebilir ama değil aslında. Zira çocuk bakıcısı dediğimiz kişiler, bir annenin en değerli varlığı olan çocuğunu emanet ettiği, ev işleri ile harcadığı vakti  azaltan ve kendisine birazcık özgür alan yaratmasını sağlayan çok gerekli çalışanlardır. Biz anneler en kıymetlimizi emanet ettiğimiz bu kişileri el üstünde tutar, zaman zaman ciddi tavizler veririz. Onlara evde çalışan sıradan bir yardımcı gibi değil, sanki aileden birisi gibi davranma eğilimimiz vardır. Hele de çalışıyorsak, o kişiye mecburuzdur. O giderse yerine yeni birisini bulmak, çocuğun eski bakıcıyı özleme ve yenisine alışamama olasılığı, yeni gelenin çocuğa alışabilmesi için gereken süre gibi şeyler bizi kara kara düşündürür. Çalışan annenin en büyük kabusu birgün evinde çalışan çocuk bakıcısının gelip de “ben artık şu ya da bu sebepten dolayı çalışamayacağım” ya da “bana şu kadar zam yapmazsanız yeni bir iş bulacağım” demesidir.

Eeee? Hani sen benim çocuğumu çok seviyordun, rüyalarında görüyordun, izne çıktığında bile resmine bakıp duruyordun?

Bizim bu kadar çok anlam ve önem yüklediğimiz, bizi rahatsız eden bazı davranışlarına sırf çocuğumuzun hatırı için ses çıkarmadığımız kişinin günün birinde birden bire profesyonel bir şirket çalışanı gibi karşımıza geçip bunları söylemesine kızmaktan çok içerleriz.

Ama evet, o aslında profesyonel bir çalışandır. Bizden aldığı para ile evini geçindiriyordur. Eğer çok uzun süredir aynı maaşla çalışıyorsa zam istemesi de çok normal bir davranıştır. Bu kişi daha iyi bir iş bulup bizi terkedebilir de. Iş hayatında bunları bizler de yapmıyor muyuz? Ama burada söz konusu olan şey çocuğumuzdur. “Bu kadın benim çocuğumu nasıl olur da sadece bir iş olarak görebilir?” Işte içerlememizin asıl nedeni budur.

Bazen, eğer şartlarımız uygunsa kendisine yol veririz. Ama genelde – ne tesadüftür ki – bu tür konuşmalar tam anne yeni işe başladığında ya da benzeri bir kritik zamanda yapılır. Işte bu tür durumlarda bakıcının talebi herneyse karşılar ve kalbimiz kırılmış halde hayatımıza devam ederiz.

Daha önceki bir yazımda bakıcımız Fatma’nın ailevi sebeplerden dolayı işten ayrıldığını yazmıştım. Bir süre sonra Fatma bizi arayıp geri dönmek istediğini söyledi. Biz de kendisinden genel anlamda çok memnun olduğumuzdan, bir tür kafa karışıklığı yaşadığını düşünerek kabul ettik. Fakat aradan üç ay bile geçmeden, yani bugünlerde, aynı sebeplerden dolayı tekrar işi bırakmak istiyor. Tek tesellim evde çalışıyor olmam ve annemin yardıma gelecek olması.

Bakıcı demek özgürlük demektir. Çalışma özgürlüğü, yarım saat de olsa boş boş oturma özgürlüğü…Kuyumculuk kursuna gitmek ya da kitap okumak gibi hayatıma anlam katan şeyleri yapabilme özgürlüğü…Bunları yapabilmek için bir çocuk bakıcısına ihtiyacım var. Kızımla vakit geçirmeyi çok seviyorum ama ona karşı daha sevecen ve sabırlı olabilmek için bile ara sıra biraz nefes almam (çalışma hayatını falan geçiyorum) şart. Açıkçası bunun için başka bir insana bağımlı olmak pek sevdiğim bir durum değil. Aklımda sürekli “ya giderse?” düşüncesi ile ne kadar huzurlu olabilirim ki?

Sanırım artık bir bakıcının da profesyonel bir çalışan olduğunu kabul etmem ve ona bu şekilde yaklaşmayı öğrenmem lazım. Çocuğum söz konusu olduğunda bunu yapabilmem ne kadar mümkün olabilir bilemiyorum.

Pek çok annenin bebekleri daha çok küçükken onu bir yabancıya emanet edip dışarıda çalışma hayatına geri dönebildiğini biliyorum, ama ben bunu yapamadım işte…Keşke yapabilseydim diyorum bazen. Ama bir yandan yoğun bir şekilde çalışırken bir yandan da bu tür sorunlarla uğraşabilir miydim? Işte bundan pek emin değilim.

Bu yazıyı sevdiyseniz bunu da seversiniz:

Bakıcı: lüks mü ihtiyaç mı? Bakıcımız izinden dönmesi gereken günün sabahında bizi arayarak ailevi sebeplerden dolayı artık çalışamayacağını söyledi. Aylardır çaba ve emek harcayarak oluşturduğumuz düzenin birden bire altüst olmasına mı kızayım, geri dönmeyeceğini bana son anda söylemesine mi kızayım…..

About perilievren

sadece bir evren...
Bu yazı Anneyim içinde yayınlandı ve , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bakıcı: Bir Annenin Özgürlüğü için 3 cevap

  1. İpekperi dedi ki:

    Evrencim üzüldüm :((

  2. Anonim dedi ki:

    Dediğin gibi; en kıymetlimizi emanet ettiğimizden çalışan değil , aileden biri gibi oluyor bakıcılar. Ben böyle olmasından memnumun…

  3. Gül dedi ki:

    Çalışmak kesinlikle önemli. Ama bebek bir defa büyüyor ne kadar çok şey kaçıracaktın. O kadar değerli ki, bir daha asla bebek olmayacak, kocaman insan olacak kendine yetecek, asla bir daha o kadar bağımlı olmayacak. Kaçırılmayacak zamanlar.. Asla annesini sabahın körü giydirip göndermeyi istemez.. Bebeğim olduğunda eczaneye oturtmayı düşünüyorum arabasıyla:) Kasaya oturturum artık:))

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s