Izmir

Rüyamda Izmir’deydim. Karşıyaka sahilinde tek başıma yürüyordum. O kadar mutluydum ki… Sürekli cep telefonuyla kendi fotoğraflarımı çekip birilerine gönderiyordum – ne kadar mutlu olduğumu görsünler diye. Ama fotoğraflardaki yüz benim yüzüm, ellerim ise Peri’nin elleriydi.

Benim için Izmir;

Hep güneşli bir gündür.

Birkaç okaliptüs yaprağını avucumda ezdiğimde çıkan kokudur.

Sert, sulu ve yeşil bir elmadır ve bu elmayı ısırırken çıkan sestir.

Çalışmaktan yorulduğumda, moralim bozuk olduğunda ya da canım sıkıldığında gökyüzüne bakınca birkaç flamingo görüp sevinmektir.

Sevgili ile hiç bitmeyen bir balayıdır.

Aniden bastıran yoğun bir yaz yağmuru ve hemen ardından çıkan gökkuşağıdır.

Kıyıya vuran dalgaların sesine eşlik eden çocuk kahkahalarıdır.

Uzun ve yorucu bir gece yolculuğunun bitiminde, sabaha karşı son tepeyi de aşınca karşıma çıkan vahadır. Izmir, ışıl ışıl bir körfezi çevreleyen güzeller güzeli bir kenttir.

Tam üç yılımı geçirdim orada. Eşimle evliliğimizin ilk üç yılı. Insan nereye giderse gitsin kendisini de beraberinde götürür derler ya…Ben bu üç yılın sonunda Istanbul’a dönerken kendimin büyük bir kısmını Izmir’de bırakmışım. Yıllarca Istanbul’da içimde bir buruklukla yaşadım. Sanki sürgündeydim. Kendi kendime “benim burada ne işim var?” diye sormadan geçen bir günüm bile olmamıştır. Istanbul’un insanın hayatını zorlaştıran ritmine, kalabalığına, trafiğine, sokaktaki insanların donuk yüzlerıne bir türlü alışamadım. Daha doğrusu alışmak istemedim. Evimin çok yakınındaki bir alışveriş merkezine ulaşmanın trafik yoğunluğu yüzünden bir saat sürebildiği, işten eve dönmenin bile ciddi bir mücadele gerektirdiği bu kente niye alışayım ki? Bir kent içinde yaşayanların hayatını kolaylaştırmalı, onlara nefes alacak alan ve zaman sunmalı.

Bir kent birkaç güzel manzaradan fazlası olmalı.

Yaz sonuna doğru Izmir’e geri dönüyoruz. Bunu düşündükçe hafifliyorum, içim huzur doluyor. Eşimle en güzel anılarımızı yaşadığımız yere anne-baba olarak dönmekten, kızımızı orada büyütecek olmaktan çok mutluyum.

 

About perilievren

sadece bir evren...
Bu yazı Yaşıyorum içinde yayınlandı ve , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Izmir için 4 cevap

  1. deniz dedi ki:

    Canım benim! Ben de düşündükçe çok mutlu oluyorum sizin için. İstanbul’a geçen gelişimde, trafiğin ortasında bir an arabadan inip insanlara “Ne işiniz var bu şehirde, gitsenize, başka yerlerde yaşasanıza!” diye bağırasım gelmişti. Pericik öyle şanslı ki, alışveriş merkezlerinde tıkılı geçmeyecek ilk yaşları, birçok İstanbullu yaşıtı gibi. O doya doya yüzeceği, deniz-güneş göreceği, huzurlu mutlu bir bebeklik yaşayacak İzmir’de. Tam bir deniz perisi olacak🙂 Sen de çok mutlu ol, hep mutlu ol orada ve her yerde…

    • perilievren dedi ki:

      mutluluğun yerle zamanla çevreyle alakası olmamalı aslında ama bazı mekanlar var ki cidden ınsanın enerjisini soğuruyor. bazıları da aksine insana enerji, tazelik veriyor. herşeyin çok daha güzel olacağına, su gibi akacağına inanıyorum…zaten daha Istanbul’a dönerken birgün Izmir’e geri geleceğimizi biliyordum:)

  2. sukriyekorkmaz dedi ki:

    Ne güzel! Ben de gittiğim yerlerin en çok İzmir’e dönüşlerini severim, sizin için de çok sevindim.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s