Paris Yolcusu Kalmasın

Sabah saat 10:30 da havaalanına gitmek için eşim ve babamla beraber evden çıktık. 12:00 gibi beni havaalanına bıraktılar. Şu anda beni Paris’e, kardeşimin yaşadığı yere götüren uçağın içindeyim. “Biz” değil, “ben, eşim ve kızım” değil, “Peri ile ikimiz” değil – “BEN” uçağın içindeyim.

Aylar öncesinden planlanan bu seyahatle ilgili detayları önümüzdeki günlerde vakit bulabilirsem yazacağım. Ama şu anda paylaşmak istediğim başka birşey var: Gündüz vakti, henüz tükenmemiş taze bir zihinle “yalnız” olmak. Evet, yalnız – yani tek başıma…

Yapmam gereken hiçbir şey olmadan, beslemem, uyutmam, kollamam gereken bir bebek, aramam gereken bir yer, çizmem gereken bir proje, pişirmem gereken bir yemek, temizlemem gereken bir banyo olmadan…Bir koltukta oturup, uçağın uçuş güzergahını gösteren ekrana boş boş bakmak, hiçbir şey yapmamak…

Yolculuğu her zaman sevmişimdir. Bir yere ulaşmanın ötesinde insanın hareket kabiliyeti kısmen kısıtlanmış halde kendisi ile başbaşa kalabildiği nadir zamanladır yolculuklar. Insan yolculukta düşünür, hayal kurar, uyur, uyanır, düşünür, düşünür…

Çooook uzun zamandır bir türlü düşünecek vakit bulamıyordum. Öyle özel bir konu da yok aslında düşünmek istediğim. Peri ve kendim için yaz alışverişini ne zaman yapayım, Izmir’e taşınırken hangi eşyalardan kurtulayım, tatil için nereye gidelim, Paris’ten dönüşte free-shop’tan kendime Guerlain Terracotta bronzlaştırıcı pudra alsam mı almasam mı gibi sabun köpüğü konular… Ama bu ve benzeri konuları bile yorgunluktan düşünemediğim zamanlar oluyor. Sonunda geçen gece Peri’yi uyutmaya çalışırken bir yolculuk listesi yapabildim. Dün akşam da aylardır kesmeye vakit bulamadığım pençeleşmiş ayak tırnaklarımı keserken Izmir ile ilgili hayal kurdum birazcık.

Ayrıca şimdi farkediyorum ki “boş boş oturmak” konusunda gerçekten çok körelmişim. Şu anda birşey yapmadan uyuklamak ya da aşağıdaki Bulgar köylerini seyretmek yerine oturmuş yazı yazıyorum. Iyisi mi ben bu yazıya bir son vereyim ve Peri’nin akşamdan çantama attığım kirli çoraplarını koklaya koklaya biraz kestireyim.

About perilievren

sadece bir evren...
Bu yazı Yaşıyorum içinde yayınlandı ve olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Paris Yolcusu Kalmasın için 5 cevap

  1. Ginger dedi ki:

    Çok sevindim:) Guerlain’i de al:) Hatta 1 yıllık ne lazımsa al, Tekin Acar amcaya inat!!

    • perilievren dedi ki:

      Evet, aslında iyi bir alışverişi de hakettim, çünkü uzuuuun bir zamandır şöööyle rahat rahat, yavaş yavaş, herşeyi elleyip inceleyerek alışveriş yapmamıştım:))

  2. Özlem Doruk dedi ki:

    Evrencim, umarım tahmininden daha miskin ve keyifli geçiyordur tatilin.:)

    • perilievren dedi ki:

      Teşekkür ederim Özlemcim, gerçekten de iyi dinleniyorum. buna ihtiyacım varmış – aslında hepimizin ihtiyacı var. Ille bu kadar uzağa gelmeye de qerek yok, sadece birkaç gün yalnız kalınabilecek bir yer…
      Kardeşimle yıllardır doğru dürüst sohbet edememiştik, şimdi durmadan konuşuyoruz:))) Onu çok özlemişim…

      • Özlem Doruk dedi ki:

        fotolar belli ediyor zaten hasretinizi ve sevginizi:)) Daha iyi günlerde,daha çok biraraya gelirsiniz umarım.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s