Elele Geziyoruz Kızımla

Bazen, Peri ile çok zor bir gün geçirdiysem ve çok yorgunsam, eşimle Peri doğmadan önceki hayatımızı düşünüyorum. Oooooh ne rahat, kaygısız günlerdi onlar. Canımızın istediğini canımız istediğinde yapabilmek…

Peki ne yapardık ki biz o zamanlar? Nedense geçmişi düşündüğümde yaşamaktan keyif aldığım belirgin anlar dışında fazla birşey hatırlayamıyorum. Sanki herşey yavaş yavaş siliniyor.

Sahi Peri yokken biz ne yapardık? Günlerimiz nasıl geçerdi? Ben haftanın 6 günü, eşim haftanın 5 günü çalışırdık. Eşim saat 19:00’da, ben ise saat 20:00 gibi ancak evde olurduk genelde. Yemek yer sonra da biraz TV izlerdik. Cumartesi günleri benim işten çıkış saatime bağlı olarak, bazen akşam çıkıp birkaç bira içerdik. Zaman zaman arkadaşlarımızla buluşurduk. Ben Pazar günü kuyumculuk kursuna giderdim. Bazen kurs çıkışı Sultanahmet’ten Taksim’e kadar yürür, Istiklal Caddesi’ndeki Dilek Pastanesi’nin enfes çikolatalı suflesinden yer, sonra da metroyla eve dönerdim. Bu, benim kendime verdiğim bir ödüldü. Peri doğduğundan beri yapmayı en çok özlediğim şey bu yürüyüştür. Bir de Izmir’de eşimle geçirdiğimiz üç yılımızı ve tatillerimizi çok özlüyorum. Zaten bu üçü dışındaki yaşadıklarımızı, yaptıklarımızı hatırlamakta zorlanıyorum çoğu zaman. Istanbul’un birbirine geçmiş gri katmanlarının arasına sıkışmış küçük zaman dilimleri…Istiklal Caddesi’nde yürüyoruz – ama nereye gidiyoruz? Rumeli Feneri’nde denizi seyrediyoruz – ama ne konuşuyoruz? Hatırlamıyorum. Tek hatırladığım bütün bu anlar boyunca çok yorgun olduğum.

Hayatım ve kariyerimle ilgili radikal planlarım vardı ama onları sürekli ertelerdim. Neyi beklerdim bilmiyorum. “Ne istiyorum?” diye düşünüp, ne istediğimi bulup, yıllardır içinde dönüp durduğum labirenti terketmek için neyi bekliyordum? Yavaş yavaş içine gömüldüğüm bir karanlık vardı sanki, çok sıcak ve tanıdık olduğu için içinden çıkmaya korkuyordum.

Sonra güzel bir yaz günü Peri geldi evimize. Beni o labirentin içinden çekip çıkardı. Herşey değişti, herşey… Çok zorlandım; O alıştığım sıcak karanlıktan çıkmak, üşümek, ne yapacağımı bilememek kızdırdı ve korkuttu beni. Hayatında hiçbir canlıdan sorumlu olmayan ben, minicik bir bebeğin beslenmesinden, bakımından, yaşamından sorumluydum. 7 gün 24 saat o oradaydı, bir yere gideceği de yoktu.

Benim için eski hayatımın iyi kötü devam eden rutininden bir anda çıkıvermek neyse, onun için de annesinin karnındaki rahat ve sıcak ortamından çıkmak o olmalıydı. O da üşüyordu sanırım ilk zamanlar. O kadar çok ağladığına göre galiba kızgındı da…Sanki biz birbirimizi doğurmuştuk da şimdi ne yapacağımızı bilemiyorduk. Sonunda birbirimize sarıldık ve biraz sakinleştik.

Daha önce varlığından bile haberdar olmadığım türde, çok yoğun ve büyük bir sevgi ile geldi Peri. Kalbime sığmayan, “onsuz asla yaşayamam” dediğim herşeyi anlamsız ve basit kılan bir sevgi. Nasıl yaptı bilmiyorum ama beni, “yapamam” dediğim herşeyi yapabileceğime inandırdı. Tekrar hayaller kurmamı, planlar yapmamı ve bunları gerçekleştirmek için harekete geçmemi sağladı. Sanki onu bu kadar çok sevmek beni daha güçlü yaptı.

Şimdi onun hiç tanımadığı, benimse artık tanıyamadığım bu dünyayı beraber keşfediyoruz. O yanımda değilken gördüğüm, yediğim şeylerden ona da pay çıkarıyorum. “Peri yanımda olsaydı bu manzaraya bayılırdı” diyorum. “Mmm bu krep nefismiş. Peri bunu çok severdi” diyorum.

Geçen gün içinde bulunduğum uçak hava alanına indiği sırada pistteki çimlerin arasında zıplayıp duran tavşanlar gördüm. Sanki Peri de yanımdaymış gibi, istemsiz olarak “aaaa annecim bak tavşanlar var dışarıdaaaa!” diye coşkuyla bağırdım kendi kendime. Sonra da güldüm halime. Eğer Peri hayatımda olmasaydı o tavşanları fark edebilir miydim bilemiyorum.

“Peri hayatımda olmasaydı…” diye başlayan hiçbir cümlenin sonu yok aslında. Çünkü onun varlığının tadını aldım ve artık onun olmadığı bir dünya düşünemiyorum. Basit bir kır çiçeğinin ya da bir gazoz kapağının bile onun elinde saatlerce incelenmeye değer olağanüstü bir nesneye dönüşmesini izlemek, minik öpücüklerinin ve tatlı gülüşünün nesnesi olmak, gözlerimin içine bakarak bana “anniiii (anne)” diye seslenmesi, herşeyi onun gözünden görmeyi öğrenmek, herşeyi onunla paylaşmayı istemek…Sanki artık herşeyi ona anlatmak için yaşıyorum ve belki de o günün birinde okusun diye yazıyorum bütün bunları…

Anne olmak dünyanın hem en olağan, hem de en olağandışı şeyiymiş. Dünyadaki bütün kadınlar anne olabildiği halde neden sanki ben ilk ve tekmişim gibi özel hissediyorum? Dünyadaki bütün bebekler hayatlarının aynı dönemlerinde aynı gelişim aşamalarından geçtikleri halde neden bebeğimin ilk adımlarını, ilk sözcüklerini, vb bütün dünyaya ilan etmeden rahat edemiyorum?

Bu yazıyı sevdiyseniz bunu da seversiniz:

Peri beni niye seçti? Kendimi hiçbir zaman anne olabilecek bir kadın olarak görmedim. Çocuklarla aram da asla iyi olmadı zaten. Yolculuk ettiğim otobüste ya da yemek yediğim restoranda gürültü yapan bir bebek olduğunda rahatsızlık duyardım. Yolda yürürken bir bebek gördüğünde gülümseyen ya da “ayyy ne tatlııı” nidalariyla onu….

About perilievren

sadece bir evren...
Bu yazı Anneyim içinde yayınlandı ve olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Elele Geziyoruz Kızımla için 9 cevap

  1. Ginger dedi ki:

    Bazen -özellikle şimdi:)- bencilliğin zirvesinde gibi hissediyorum. Çünkü Peri ilerde onun için ‘hayatı anlamdıracak ölçüde’ değer kattığını bilecek. Ama benim çocuğum sadece bir an önce büyüyüp kendi ayakları üstünde durmasını istediğimi okuyacak. Üzülür belki, belki de üzülmez. Onunla yapacak şeyler biriktirmiyor değilim. Ama hayatıma anlam katmasını istemezdim, ondan önceki eksikliklerimle yüzleşmek olurdu bu. Cesaret gerektirir. Sonsuza kadar Sultanahmet’ten Taksim’e yürürüm senin için de, hiç özleme:)

    • perilievren dedi ki:

      Insanın hayatına anlam katan birçok şey olabilir – bence olmalıdır da. Sevdiği her ınsan, yapmaktan hoşlandığı herşey birşeyler katar. Bu iş de olabılır, hobi de olabilir, varsa çocuk da olabilir, ya da “d” hepsi de olabilir:) Ama hiçbiri? böyle diyen varsa da ınanmam (özellıkle çocuğu olan), ya da o kişi için üzülürüm biraz:) Peri’nin doğumundan önce yaptığım bazı şeyler, bazı kaygı ya da üzüntülerim bana şimdi saçma görünüyor, evet. o pek çok şeyin önüne geçti ve önemsiz kıldı – açıkçası ben bunu eksikliklerimle yüzleşmek olarak değil, bir çeşit temızlık olarak görüyorum:)))

  2. yıldıztozu dedi ki:

    aylar önce eşimle bienali gezerken yüzlerce kurşun askerden oluşan bir çalışma vardı. onu görür görmez eşime ” bak, bizimki bunları görse çıldırırdı” dedim:) eşimde “yuh yani burda da çocuğu mu düşünüyosun diye gülmüştü. Ama aklıma geliyor, elimde değil ki. Annelik çok acayip birşeymiş…..

    • perilievren dedi ki:

      Aaaaa ben de bienali gezerken aynen bunu düşünmüştüm biliyor musun? Bir de bir odaya birsürü elma koymuşlardı ya, o elmaları Peri görseydi birkaç tanesini almak zorunda kalabilirdik:)))))

      • Berna Sağun dedi ki:

        🙂 Bütün anneler aynı anda aynı şeyi düşünmüş. Hatta ben fotoğrafını çekip, bir de “Bunların birine dokunursam hepsi devrilir mi?” sorusunu hesap ettiğimden olsa gerek, bir köşesinden dokunup, oldukları yere sabit olduklarını da test ettim.

  3. Ginger dedi ki:

    İşte bakalım anne olunca ben de ‘bazı şeyleri geçti’ diyebilecek miyim? Merak ediyorum:)

    • ÇokBilmiş dedi ki:

      Kesinlikle dersiniz. Ben hem doktora yapıyor, hem çalışıyorken 2. bir üniversiteye başlamıştım. “Doğumdan 6 ay sonra hayata kaldığım yerden devam ederim”, diyordum. Kaldığım yeri unuttum, iyi mi? Başka bir yol çizdim ben de kendime. “Anne olunca anlarsın” lafı doğruymuş meğerse🙂 İnsan anne olduktan sonra ne de çok eksikiği olduğunu görüp, şaşırıyor.

  4. leylaa (ipek) dedi ki:

    super bir yazı olmus evren. benim yazvak isteyip te kelimelere dokemedigim tum duygularımı yazmıssın. esimede okuttum, ‘ben yazdım deseydin inanirdım’ dedi. ellerine saglık.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s