Içimden Bu Geldi…

Ben blog yazılarımı doğrudan PC’ye yazmıyorum, yazamıyorum. Önce bir deftere kurşun kalemle ( klasik, ucu kalemtraşla açılan bir kurşun kalem ya da kalın uçlu bir eskiz kalemi) yazmam gerekiyor. Yazarken yanımda her zaman bir de silgi bulunur. Yanlış yazdığımda ya da yazdığımı değiştirmek istediğimde üzerini karalamam, silerek düzeltirim. Ortaokul yıllarında günük tutmaya başladığımdan beri bu böyledir. Hala çantamda kurşun kalemim, silgim ve kocaman defterimle geziyorum. Ha bir de heryerde yazabiliyorum; cafede, uçakta, metroda, plajda, birisini ya da birşeyi beklerken eğer okumuyorsam mutlaka yazıyor oluyorum.

Deftere yazdıklarımı daha sonra bilgisayara aktarıyorum. Kullandığım laptop henüz beş yaşında ama teknoloji o kadar hızlı ilerliyor ki beş yıllık bir laptopun bir yeri bozulsa yedek parçasını bulmak bile zordur herhalde. Üstelik anladığım kadarıyla bu cihazları en fazla iki sene içinde kendi kendini imha edecek şekilde üretiyorlar. Alet bu sürenin sonuna doğru ya anlaşılmaz bir şekilde yavaşlıyor, ya sürekli hata vermeye başlıyor, ya da gelişen teknolojiye uyum sağlayamayıp kendini zaman içerisinde “çöp” ilan ettiriyor.

Peri sekiz aylıkken laptopumun üzerine süt dökülmüştü. Peri döktü diyemiyorum çünkü bir yandan kucağında çocukla sütlü tahıl gevreği yemeye çalışırken bir yandan da nurturia’daki arkadaşlarına laf yetiştirmeye çalışan kişi bendim. O günden beri bilgisayarımın escape ve back space tuşları, “g”, “h” ve “i” harfleri çalışmıyor. Yazdığım yazıları bilgisayara aktarırken h’leri sürekli copy-paste yapıyorum. G yerine “q”, “i” yerine “ı” kullanıyorum. Yazı bitince önce bütün q’ları g olarak değiştiriyorum. Sonra, Türkçe’de i’lerin ı’lardan daha fazla kullanıldığını düşündüğümden (yanılıyor olabilirim) bütün ı’lari i olarak değiştiriyorum. Bereket Microsoft Word’de bunu yapmak için kolay bir yöntem var. Sıra geliyor yazıdaki aslında ı olması gereken i’leri düzeltmeye. Işte en zor kısım bu – zira yazıyı baştan sona okuyarak tek tek düzeltmek gerekiyor. Genelde fazla uzun yazılar yazmadığım için bu işlem de çok vaktimi almıyor aslında. Işin enteresan tarafı ben bu şekilde yazmaya o kadar alıştım ki artık sağlam bir bilgisayarda yazı yazarken zorlanıyorum.

Bazen kendime yeni bir bilgisayar alayım diyorum ama mevcut olanla işimi görebildiğim sürece yenisini almak bana saçma geliyor. Biz her sene cep telefonu ve bilgisayarlarımızı değiştirdikçe dünya koca bir teknoloji çöplüğüne dönüşüyor çünkü. Artık kullanılmayan teknolojik malzemenin büyük bir bölümü dönüştürülemiyor. Geri dönüşümü mümkün olan parçaların dönüşümü sırasında ise dünyaya ve insanlara ciddi zarar veriliyor. Sadece geri dönüşüm sırasında mı? Bence cep telefonu, bilgisayar ve benzeri cihazlarımızı, reklam kampanyalarının tuzağına düşüp de ikide bir değiştirmeden önce ne şartlarda üretildiklerine de göz atmakta fayda var.

Bilgisayarımı önümüzdeki günlerde tamire vermeyi düşünüyorum. Eğer klavyesi değişir ve yavaşlamasının sebebi bulunup giderilebilirse bir süre daha onu kullanmaya devam edebilirim. Bu haliyle yazı yazmak neyse de, çizim yapmak pek kolay olmuyor açıkçası.

Bak şimdi! Aslında planım Paris tatilim ile ilgili bir yazı yazmaktı. Fotoğrafları falan hazırlamıştım ne güzel…Ama çıka çıka bu çıktı işte. Neyse…Paris günlerini bir sonraki yazıda anlatırım. Belki de anlatmam, bilemiyorum. Bir tek şunu söylemeliyim: Tatil boyunca öyyyyle çok yedim ki beş günde iki kilo alıvermişim. Demek ki tatili biraz daha uzatsaydım “Verdiğim 27 Kiloyu Nasıl Geri Aldım” başlıklı bir yazı yazıyor olabilirdim şu anda:)

About perilievren

sadece bir evren...
Bu yazı Düşünüyorum içinde yayınlandı ve , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Içimden Bu Geldi… için 9 cevap

  1. ÇokBilmiş dedi ki:

    Aman ne yaptın, öyle de yazı yazılır mı? Çin işkencesi gibi🙂
    Ama haklısın. EN kötü tamir ettir, yenisini alsna bile eskisini ihtiyacı olan birine verirsin sevabına. Çöpe de gitmemiş olur.
    Eğer tamir olmazsa da eski dizüstünü harici bellek gibi, fotoğraf biriktirme amaçlı saklamanı öneriyorum🙂

  2. Şimdi sen böyle yazınca arada ekranı gitse de kullanabıldıgım netbook’umu hiç acımadan kenara koyup yenısını aldığım için garip hıssettım kendimi;)) ama ona da bir talip vardı içini boşaltıp vereyim vıcdanım rahatlasın, bu arada yazarken işin çok zormus Evrencim sabrına ve ince düşüncene hayran kaldım;)

  3. yeni1anlam dedi ki:

    “Tuketici” olarak biz ne istiyorsak o geliyor. Tuketiyoruz, tukeniyoruz.
    Nasil insan gibi yasanir, yasatilir ve ayni zamanda diger tum varliklarla uyum icinde yasanir. Tum yasaminizi ve tercihlerimizi, degerlerimizi bu gozle gozleyebilecek gucu nasil bulabiliriz. Ve gercekte neye ihtiyacimiz var? Cizginin ve alisilmisin disina cikmaya gucumuz var mi? Samimi olarak bunlarin cevaplari bircok insan icin evet olursa cok sey degisecek.

  4. Berna Sağun dedi ki:

    Amerika için üretilen laptoplarda, 2 yıl sonra arızalar başlar. Çünkü bu sürede zaten laptop yenilenmiş olur. Avrupalılar ise 4-5 yıl kullanırlar aldıkları laptop’ı. Bu nedenle Avrupa için üretilenler daha uzun süre kullanıma uygun parçalarla üretirler, talep bu yöndedir.
    Arz, kesinlikle talepler doğrultusunda şekilleniyor. Keşke tüm tüketiciler sizin kadar dirayetli olabilse. Gerçi klavye arızaları genellikle basitçe çözümlenebiliyor, olmadı external bir klavye takıp bu eziyetten (en azından evde bulunduğunuz zamanlarda) kurtulmanız münkün.

  5. perilievren dedi ki:

    Ilginç…belli bir süre sonra bozulacak şekilde üretildiklerini tahmin ediyordum ama bunun tüketicinin talebine göre şekilleneceği aklıma gelmezdi. hoş gerçi günümüzde kişisel talepler de reklam kampanyaları vb ile yönetiliyor aslında.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s