Bordo Oje

Bu kitabın evime nereden geldiğini hatırlamıyorum. Arkasında “derginizin ücretsiz ekidir, para ile satilmaz” yazdığına göre bir zamanlar sıkça satın aldığım kadın dergilerinden birisiyle beraber gelmiş olma olasılığı yüksek. 2008 yılının mart ayında basılmış. Yani büyük ihtimalle 2008 yılının yaz aylarında plajda güneşlenirken bu kitabı okuyordum. Ona tekrar rastladığıma çok sevindim.

Kitapta doğal güzellik reçeteleri, az kalorili yemek tarifleri, makyaj tüyoları ve giyimle ilgili pratik öneriler falan var. Okunması çok rahat, kafa dağıtan, insanı daha bakımlı olmaya heveslendiren bir kitap. Gerçi ben şu anki halimle ancak yüzümde acı bir gülümseme ile okuyabiliyorum bu kitabı. Zira son zamanlarda et yiyen bakterilerin istilasına uğramadan duş alabildiğim için kendimi şanslı sayıyorum – gerisini siz düşünün.

Ya da durun durun, düşünmeyin! Ben anlatayım…

El tırnaklarım yarısına kadar et bağlamış durumda ve araları oyun hamuru ile dolu. Pedikürsüz ayaklarımla açık ayakkabı giymeye utandığım için bu sıcaklarda spor ayakkabı ile dolaşıyorum.

Uzun zamandır kuaföre gitmeye vakit bulamadığımdan kaşlarımı kendim alıyorum. Sonuç fena değil ama arada simetri kazaları oluyor. O zaman da sokağa çıkarken büyük güneş gözlükleri takıyorum.

Bazen akşamları yüzümü yıkamaya takatım yoksa Peri’nin popo temizleme mendillerinden biriyle (temiz olanlardan) yüzümü şöyle bir siliveriyorum. Zaten makyaj falan yapmadığım için yüzüm fazla kirlenmiyordur herhalde.

Geçenlerde bir Cumartesi günü Peri’yi babasına teslim edip saçımı kestirmeye gitmiştim. Kuaför nasıl bir model istediğimi sorunca günlük hayatım gözümün önünden geçti ve şöyle cevap verdim: “Taranmamış haliyle bile iyi görünebilen bir model istiyorum”. Adam aynen dediğim gibi kesti saçımı, helal olsun valla.

Yine geçenlerde kendime büyük bir hevesle bordo bir oje satın aldım. Amacım 4 haziran’daki doğumgünümde evde de olsam bakımlı ve bordo ojeli el ve ayaklarla karşılamaktı yeni yaşımı. Bu benim kendime verdiğim bir hediye olacaktı. Ama buna da vakit bulamadım maalesef.

Acaba bende mi bir acayiplik var diye düşünmeden edemiyorum. Pek sık olmasa da, küçük çocuk sahibi olduğu halde az çok bakımlı olabilen kadınlar görüyorum etrafımda. Onlar nasıl başarıyorlar bunu? Hergün işe gidip gelenler sürekli insan içine çıkmak zorunda olduklarından mecburen vakit yaratmak durumundalar. Öğle arası kuaföre kaçıp kaş aldırmak, iş çıkışı manikür, sabah işe gelmeden önce basit bir fön çektirivermek mümkün olabilir. Ama bütün gün hem evde çocukla yalnız olup hem de kendine vakit ayırabilmek mümkün mü?

Bakın standart bir günüm nasıl geçiyor:

Peri artık gündüzleri uyumuyor. Sabah 09:00 da uyanıp akşam 22:30 dan sonra zar zor uyuyor. Bütün gün Peri’nin kahvaltısı, Peri’nin yemeği, Peri’nin oyunu, Peri’nin uykusu, Peri’nin banyosu, Peri’nin, Peri’nin, Peri’nin…Bu arada hanımefendinin bugünlerde iki yaş krizine adım attığını belirtmeden edemeyeceğim. Gün boyunca bütün enerjimi soğurmak için elinden geleni ardına koymuyor. Eşim 19:00 civarında eve gelince kızı ona teslim edip en çabuk tarafından yemek hazırlıyorum. Bazen önce Peri’yi doyurup sonra biz yiyoruz, bazen de beraber sofraya oturuyoruz. Yemekten sonra baba kız oyun oynarken ben de mutfak tezgahında birikmiş bulaşıkları makineye yerleştirip mutfağı toparlıyorum – ki bu bile bana terapi gibi geliyor. Peri uyuyunca da sağa sola dağılmış oyun hamurlarını, ahşap blokları ve yerini şaşırmış eşyaları (çoraplar, kitaplar, banyo kovası, paspas, maşrapa, kepçe, süzgeç,vb) toplayıp yerlerine yerleştiriyorum. Kahvemi alıp koltuğa oturduğumda saat 23:00’ü geçmiş oluyor. O saatten sonra da oje sürmek içimden gelmiyor açıkçası.

Cumartesi günleri gitmesi ve dönmesi ile beraber beş saatim kuyumculuk kursunda geçiyor – ki bundan çok mutluyum. Haftasonunun geri kalan kısmını temizlik, mutfak alışverişi ve Peri’nin gönlünü eğlemek amacıyla yaptığımız gezmelere ayırıyoruz. Dışarı çıkacağımız zaman yine Peri’nin yemeği, Peri’nin suyu, Peri’nin yedek kıyafeti, bezi, boku püsürü derken benim hazırlanmam için zaman kalmıyor. Üzerime bir kot, bir bluz geçirip aynaya bile bakmadan kendimi dışarı atıyorum. Sokakta yürürken bir vitrin camında kendimi görüp “aaa bugün mavi bluzu giymişim” dediğim çok olmuştur.

Işte bu yüzden bu kitapta yazanlar bana şu anda çok uzak geliyor. Çooooook uzak…Aslında süsüne çok fazla düşkün bir kadın da değilimdir ama en azından hafif bir makyaj yapabileyim, saçımı tarayabileyim, ne giydiğimi bileyim istiyorum. Elim ayağım biraz bakımlı olsun, kadına benzeyeyim istiyorum. Çok şey mi istiyorum?

About perilievren

sadece bir evren...
Bu yazı Yaşıyorum içinde yayınlandı ve olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bordo Oje için 25 cevap

  1. gasilhane dedi ki:

    Anladım ki bir yardımcı şart. Bir yardımcı; anne, baba, komşu, bakıcı, teyze, nine… Adı ne olursa olsun şartsın ey yardımcı!

  2. mertlezeren dedi ki:

    evren yazında kendimi gördüm🙂

  3. dileksu dedi ki:

    Benim yatılı yardımcım var 2,5 aydır ve aynı durumdayım.Yatılı yrd gelmeden önce de 9 ay boyunca haftada 4 gün tam gün yrd vardı,yine aynıydı.Çözemiyorum neden ama sanırım tüm evin alışverişi,büyük kızımın da sorumluluğu vs hepsi bende.Eşim sürekli yurtdışına iş gezilerine gidiyor,çocukları yalnız büyütüyorum yani.Bir de bebekle ilgili bence,benim bebeğim 21 aylık ve doğduğundan beri inanılmaz bir zaman yiyici,huysuz,dominant vs vs amaaa çok tatlı.Büyük kızım da çok zor bir çocuk,yani yardımcı da işi çözemedi.Ev hala dağınık ve ben hala çok zor duş alıyorum !!

    • perilievren dedi ki:

      evet, aslında bebeğin karakteri de etkili olabilir. benim kızım da uyumaz, yemez, giyinmek istemez, soyunmak istemez, sürekli dibimde dolaşır…doğduğundan beri böyle küçük cadı:))) önceden benim de yatılı yardımcım vardı, o zaman biraz daha rahattım. Aslında yardımcına daha fazla sorumluluk vererek biraz kendine zaman yaratabılırsın belki…

  4. Anonim dedi ki:

    şöyle demişsin yazının sonunda,”aslında süsüme cok düşkün biri değilim”…
    sanırım bundan geliyor biraz da ojeyi es geçişin,saçın için kolay bir model seçişin.
    ama istisnalar oluyor,bende hep kendime sorarım anormalmiyim diye:) asla ojesiz kalmam,saçıma başıma bakarım falan fişman.en en kısa zamanda gönlünden geçenler gercekleşsin canım:))

    • perilievren dedi ki:

      :)))) zaten bütün cumartesi günümü kuyumculuk kursuna ayırmamdan ve akşam akşam oturup oje sürmek yerine blog yazmamdan belli:)) ama ne yapayım, bunlar da ihtiyaç. kurs bitiyor 1-2 haftaya kadar. artık cumartesi qünleri ara sıra kuaföre de gideceğım:))

  5. Rahşan Erzen dedi ki:

    Yok birbirimizden farkımız Evrencim..Bakıcı,anane,babanne başımın tacı:)Hele eve erken gelen,oğluyla gezmeye,parka giden baba..tadından yenmez:)

  6. ÇokBilmiş dedi ki:

    Ben şöyle zaman yapıyordum: Kızım küçükken pusetinde uyutup, pusetle beraber kuaföre gidiyordum🙂
    Annem haftada bir bize geliyordu. Öğlenleri kızımın uzun uykusu sırasında kuaföre gidiyordum. Akşam da kızımı uyuttuktan sonra eşimle dışarı çıkıyordum.
    Şimdi kızımı daha rahat bırakıyorum sağa sola. Yengesine bırakıp kuaföre öyle gidiyorum mesela. Haftasonları babası ile parka gidiyor, ben de kendi işlerimi görüyorum.
    Sitede oturuyorum. Kuaförümden kızımın oynadığı park görünüyor. Bazen oradaki komşu annelere emanet edip kuaföre gidiyorum.
    vs vs🙂

    • perilievren dedi ki:

      Insan zorda kalınca ne çareler buluyor:) ben de mesela klozette otururken (işim uzunsa) tırnaklarımı kesiyorum. bazen de saçımı kuruturken e-maillerime bakıyorum. cadı gündüz doğru dürüst uyusa süper olacak ama uyumuyor. gündüz uyumadığı gibi gece de geç yatıyor. bildiğin normal büyük insan gibi yani:)))
      ama o oje ya sürülecek ya sürülecek!!!! kararlıyım çok:)

  7. Özlem Doruk dedi ki:

    Hafta içi güne 06:15 te başlıyorum ve 22:00 e kadar evde ve işte aktif çalışıyorum. Gece 01:00-05:00 arası ise kızımın uyku sorunu yüzünden oturur vaziyette uyuyorum..Psikolojimin bozulmaması için elimden geleni yapıyorum::(

    • perilievren dedi ki:

      offf sızde de mı uyku sorunu var? ne zaman delıksız uyuyabıleceğız acaba? gerçı ben artık Perı’den ayrı kaldığımda da delıksız uyuyamıyorum. bünyem alışık değıl ya:)))

  8. gasilhane dedi ki:

    acaba erkekler ne kadar etkileniyor.. veya erkeklere nasıl daha fazla iş yıkabiliriz..

    • perilievren dedi ki:

      erkekler de etkılenıyor, etkılenmez mı? eskıden sevgılıyken ebeveyn oluyorsunuz. yenı sorumluluklar, bırtürlü yalnız kalamamak, başbaşa vakıt geçırememek onları da etkılıyor. bır de kadının psıkolojısı de farklı oluyor, daha streslı olabılıyor bazen. herşeye rağmen çok tatlı bırşey ınsanın çocuğunun olması. sorumluluklar paylaşılabılır, babaya özel görevler verılebılır. benım eşım evdeyken vaktının büyük bölümünü kızına ayırır, ben bıraz rahat edeyım dıye onu parka götürür. mesela Perı’nın tırnağını kesmek eşımın görevıdır. doğduğundan berı o keser. bu “ennn” streslı ışı ona pasladığım ıçın çok mutluyum:)))

    • ÇokBilmiş dedi ki:

      1 yaşından sonra daha çok iş yıkılabiliyor🙂
      Kızım doğduğundan beri sabunlu banyosunu (normal zamanda ben her gün suya sokup çıkarıyorum) babası yaptırır. Banyo sonrası masaj, kurulama, giyindirme, tırnak kesimi de babaya aittir.
      Fıtık olduğumdan beri akşam bezlerini de babası takar.
      Haftasonları parka, amcasına vs götürür, 2-3 saat başbaşa geçirirler.
      Ben kızımla ilgilenirken ortalığı toplar, mutfak tezgahını temziler.
      Haftasonları balık ve mangal yapar.
      Hatta kızım artık 3 yaşına geliyor. Geçen haftasonu babası şşöyle dedi: Haftaiçi anneannesi bakıyor, haftasonu ben bakıyorum. Anne sevgisine muhtaç büyüyor benim bu çocuğum :))

      • gasilhane dedi ki:

        Yalnız 1 yaşından sonra şahaneymiş, en azından kişisel zaman sahibi olmak garanti.. Demek ki şu çok bağımlı olduğu evrede anne daha önemli herkesten, illa ki bizi bir yoracak, sonra iyiye gidecek. Ve ortalığı toplayıp mutfağı derleyip toparlıyor olması çok iyiymiş. Erkekler isterse herşeyi yapar ama ev işleri konusunda ”yapamıyorlarmış” gibi davranıyorlar, delirmemek işten değil. Mesela mutfak tezgahı toparlayamıyorlar gibi, bunun için kadınlar sanki ayrı bir eğitim almış gibi:)

        Yardımcılar işi pat diye bırakabiliyor, anneanneler babaanneler uzakta olabiliyor -hatta olmayabiliyor benim durumumda:(- o yüzden sağlam planlama gerektiğini anladım. Olsun bakarız ya hallederiz değil, ne zaman doğacak, doğduğu sırada işler ne yoğunlukta olacak, yardımcı giderse kimi ararız.. Not alıyorum resmen bu blogu okudukça, derste not almıyom:)

  9. yeni1anlam dedi ki:

    Bordo oje surdum on aydır ilk defa. Annemler yanımda:)

  10. gül dedi ki:

    Bu yazi bir sihirli küre ve bana gelecegimi (hos bugünüm farkli mi ki sanki) gosteriyor gibi…

  11. tanya dedi ki:

    moral bulayim dedim , cöktüm ama bildiğin off . Bir insan 12 aydir bir kuafore atamaz mi ya kendini; bakiniz atamadim iste. Vakit bulsam emzirirken sac boyanir mi paranoyasi ; bu paranoyayi yensem vakit bulamama sorunsali ; sonuc :uzerinde bir zamanlar kadin olduguna ait azda olsa kanitlar barindiran sacinin bilmem kac karis dibi gelmis , makyaj malzemelerini ve oje koleksiyonunu arkadasina bagislamis hayirsever paranoyak ana, bknz.ben..

    • perilievren dedi ki:

      ben de makyaj malzemelerimin çoğunu birilerine verdim. tarihi geçip atılacağına bari birisinin işine yarasın:))) ama bu yaz artık bu gidişe dur diyeceğim, kararlıyım.

  12. Geri bildirim: Plajda | güneşli bir gün

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s