Beklemek…

Üniversite sınavında bayılan var mı? Ben bayıldım.

Sınavdan önceki gece heyecandan neredeyse hiç uyumamıştım. Bütün gece kalbimin çarpıntısını dinlemiş, dinledikçe daha çok korkmuş, kendimi bir türlü sakinleştirememiştim. Sınav sırasında birden bire bayılıverdim. Ayılınca yarım saat kadar bir polis amca eşliğinde sınava girdiğim okulun bahçesinde oturduktan sonra tekrar salona dönüp sınava devam ettim. Sınavı takip eden bir hafta boyunca sürekli, gece gündüz, hiç durmadan ağladım, hiç uyuyamadım ve hiçbir şey yiyemedim. Sonra zamanla “üniversite sınavında bayılmış olma” fikrine kendimi alıştırıp sınav sonuçlarının ilan edileceği günü beklemeye başladım. Yukarıdaki yağlı boya resim bu bekleyiş sırasında yaptığım şeylerden birisi. Cam kavanozların üzerine deniz kabukları yapıştırmak suretiyle yaptığım sanat eseri(!) vazolar şimdiye kadar atılmamış ya da kırılmamış olsalardı onların da fotoğraflarını çeker sanat camiasına gururla takdim ederdim.

Yağlı boya resim şu anda yazlığın duvarında asılı duruyor. Her yaz yazlığa geldiğimde artık bu hilkat garibesini duvardan indirmem gerektiğini düşünüyorum ama bir türlü elim varmıyor. Popüler kişisel gelişim kitaplarından edindiğim yüzeysel psikoloji bilgimle bu resimle ilgili çözümlemeler yapmaya, o günlerdeki ruh halimle yaptığım resim arasında bağlantılar kurmaya çalışıyorum. Nedense seviyorum bu resmi…

Beklerken yapılabilecekler neyi beklediğimizle alakalı. Belirli bir işe başlamayı beklerken o iş ile ilgili hazırlıklar yapılabilir. Mesela kuaföre gidilebilir, iş yerinde giymek için birkaç şık bluz alınabilir, çalışılacak firma ile ilgili internet araştırması yapılabilir. Adresi belli bir eve taşınmayı beklerken dekorasyon dergileri incelenip mağazalar gezilebilir, evin olası eksiklerini gidermek adına planlar yapılabilir. Bir bebek beklerken bebek için patik ve hırka örülebilir, gerekli eşyalar satın alınabilir, bebek bakımı ile ilgili kitaplar okunabilir.

Eğer beklenen şeyin ne oluğu belliyse bekleme süreci buna yönelik hazırlıklarla geçer. Ama beklenen şey “üniversite sınavının sonucu” gibi, hem de “bayıldığınız üniversite sınavının sonucu” gibi belirsiz birşeyse, hayat mecburen rölantiye alınıyor. O süreci akıl sağlığını kaybetmeden geçirmek için günlük, amaçsız, yapıldığı an içinde donup kalan şeyler yapmaya yönelebiliyor insan. En azından ben böyle yapıyorum…

Yakında taşınıyoruz. Şimdilik sadece taşınacağımız şehrin adı belli: Izmir. Bunun dışında hangi semtte, nasıl bir evde yaşayacağımız, benim orada kariyerime nasıl bir yön vereceğim, kendime uygun bir kuyumculuk ve takı kursu bulup Izmir’de de bu çok sevdiğim uğraşa devam edip edemeyeceğim gibi konular ve çok daha fazlası şu anda tamamen belirsiz. Bu belirsizlik içinde geçecek en az iki ay var önümde. Izmir’e taşınacağım için çok mutlu olmakla birlikte bu bekleyiş sırasında yeni bir işe başlayamamak, uzun vadeli herhangi bir plan yapamamak beni biraz sıkıyor. Ama bu sefer vaktimi dolduracak bir uğraşa ihtiyacım yok. Peri hanım sağolsun beni yeterince meşgul ediyor. Annem, babam ve eşim de şu sıralar yanımda olduğu için arasıra kitap okuyacak ve blog yazacak vaktim de oluyor. Birkaç gündür hava biraz serin ama havalar düzelir düzelmez plaj sefalarına da başlamayı planlıyorum:)

Ama şu da bir gerçek; insanın yaşı gençken beklemek daha katlanılabilir birşey çünkü biliyorsun ki (ya da sanıyosun ki) önünde boş bir sayfa gibi uzuuun bir hayat var. Istediğin gibi planlar yapma, o planları bozup yenisini yapma rahatlığın var. Belli bir yaştan sonra ise (rakam vermeyeyim şimdi) beklemek vakit kaybı gibi geliyor ister istemez…

About perilievren

sadece bir evren...
Bu yazı Düşünüyorum içinde yayınlandı ve , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Beklemek… için 3 cevap

  1. deniz dedi ki:

    her şey tamam da, bir tek her ama her seferinde geç kalan insanları beklemeyi sevemedim. buna çözüm olarak da beklememeyi seçtim. bir süredir, birlikte sinemaya mı gideceğiz mesela, mesaj atıp ben giriyorum, diyorum. soran olursa da, basit bir şekilde öyle koştur koştur bir şeylere yetişmenin hoşuma gitmediğini söylüyorum.
    canım benim. yaşadığın hiçbir an bir vakit kaybı değil, bunu söylememe bile gerek yok biliyorsun aslında. hem en azından böyle tatlı tatlı yazıp paylaştığın sürece benim için bir kazanç:).
    imza: bencil kardeş😉

  2. deniz dedi ki:

    O bazenler çok kritik olabilir uyarmadı deme:) Peri kadar şeker bir şey daha düşünemiyorum, kesin ikisini de yersin:)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s