Ülke Gündemi Ve Şu Cami Meselesi

Tam da denizdi, kumdu diyerekten iyice soyutlamıştım kendimi gündemden. Zaten ülkemizin gündeminden haberdar olmanın çok ciddi bir beyin kirliliğine sebep olduğunu düşündüğüm için eve gazete almayı ve televizyon izlemeyi çok uzun zaman önce bırakmış bir insanım. Zaman zaman sosyal medyada rastladığım paylaşımlar da olmasaydı kürtaj ve sezaryen tartışmaları, gözaltına alınan ordu mensupları, değişen eğitim sistemi, Çamlıca Tepesi’ne yapılacak cami ve diğer konulardan habersiz yaşayacaktım, ne iyi olacaktı. Ben yine de bunları bilip sırtımı dönmeyi, bahçemin bir kenarında yetişen yabani otları sulamak yerine diğer üç kenarındaki güllerle ilgilenmeyi seçmiştim. Ta ki sehpanın üzerinde babamın aldığı 4 Temmuz 2012 tarihli Milliyet gazetesinin ilk sayfasını görene kadar. Günlerdir görmezden geldiğim konu burnumun dibine kadar gelip de beni dürtükleyince bir şeyler yazmadan duramayacağımı anladım.

Haberin başlığı “Çamlıca’da Rekor Denemesi”. Şimdi haberden alıntı yapmakla uğraşmayayım, devamı aşağıdaki fotoğrafta. Tamamını okumak için burayı da tıklayabilirsiniz.

Öncelikle şunu söyleyeyim: Ben Çamlıca Tepesi’ne cami, otel, alışveriş merkezi, okul, müze, kışla ya da başka bir bina yapılmasını gerekli görmüyorum ve istemiyorum. İstanbul’un Çamlıca Tepesi’nin olduğu gibi kalması gerektiğini düşünüyorum – bu bir.

İstanbul’un zaten çok ciddi tarihi mirasları olan simge yapılarla dolu olduğunu ve yeni bir simgeye ihtiyacı olmadığı kanısındayım. Kaldı ki buraya yapılacak o kadar devasa bir caminin (hele bir de mimari anlamda yeni bir şey söylemeyen, geçmiş yüzyılların tekrarından öteye gitmeyen tarzda bir yapı olursa) turistik İstanbul kartpostallarında, Türk kültürü ve mimarisi hakkında hiçbir şey bilmeyen ve bu caminin asıl yapılış amacından bihaber turistlere hoş görünmek dışında bir işlevi olmayacağından da eminim – bu iki.

Çamlıca Tepesi’ne inşa edilecek herhangi bir yapı kentin silüetini doğrudan etkileyecek bir konumda olacağı için bunu yapmayı planlayan kişilerin “büyüklük” ve “görünürlük” değil, aksine “uyum” ve “tevazü” arayışında olmaları gerektiğine inanıyorum – bu da üç.

Çamlıca Tepesi’ne bir cami yapılması fikri eğer bölge halkının talepleri ve ihtiyaçları sonucu ortaya çıkmış olsaydı konu bu kadar rahatsız edici olmayabilirdi. Oysa gün gibi ortadadır ki bu caminin yapılış amacının halkın ihtiyaçları ile bir ilgisi yoktur. Yapının mimarı olarak atanan Mimar Hacı Mehmet Güner’in şu sözleri zaten bunun bir kanıtıdır:

“Ecdadın yaptığından daha geniş bir kubbe yapacağız, minimum 6 minare olacak… Minareleri dünyadaki en yüksek cami olacak. ”

Ben şahsen bu tip cümleler kuran birisine şu soruları sormaktan kendimi alamam: “Neden en büyük? Neden en yüksek? Ecdadınızdan neyiniz fazla? Kimin bu kadar büyük bir camiye, bu kadar yüksek minarelere ihtiyacı var? Bu büyüklükle saklamaya çalıştığınız nedir?”

Bunların ötesinde ben bir meslektaşımın ağzından bunları duymuş olmaktan da biraz rahatsızım açıkçası. Mimarlık mesleğinin toplumu dönüştürme potansiyelinin farkında olan birisi olarak bu mesleğin sadece statükonun devamına hizmet etmek ve onu yüceltmek amacıyla kullanılması beni üzüyor. Keşke sayın Güner yaptığı açıklamada inşa edilecek caminin ne kadaaaaar büyük olacağından ziyade o bölgeye ve o bölgenin halkına getireceği artılardan (eğer varsa) bahsedebilmiş olsaydı… Keşke “camisiyle, müzesiyle, sergi salonlarıyla, geleneksel Türk sanatlarını yaşatma amaçlı işlikleriyle, meydanıyla, çarşısıyla, vb İstanbullular için yeni bir kültürel ve sosyal ortam yaratacağız. Ayrıca kentimizin silüetinin eşsizliğinin farkındayız. Bunu bozmadan, ölçekli, şık, çağdaş ve çevresiyle uyumlu bir tasarım arayışında olacağız” gibi sözler söyleyebilseydi. Keşke yapanı ve yaptıranıyla bu işin içindeki herkes simgeselliğin ve anıtsallığın “hacimsel büyüklükte” ve “gösterişte” değil “anlamda” ve “saygıda” aranması gerektiğini anlayabilse – daha doğrusu kabul edebilseydi.

Bu keşkelerin sadece benim keşkelerim olmadığını biliyorum. Mimar olsun olmasın, birazcık çevresel duyarlılığı olan herkes benim vardığım sonuçlara varabilir. Ama ülke olarak geldiğimiz noktada bu düşünceler kırlarda seke seke dolaşan küçük bir çocuğun ağzından çıkmış gibi algılanıp ciddiye bile alınmayacaktır. Günümüzün yükselen değerleri “büyük, daha büyük, en büyük”…

Not: Ben bu haberi okuyunca Başbakanın çok beğendiği, Mimar Hacı Mehmet Güner tarafından yapılan Kahramanmaraş Abdülhamit Han Camii’nin nasıl bir yapı olduğunu çok merak ettim. Hemen internette bir araştırma yaptım. Arama motoru sonuçlarını, karşıma çıkacak caminin çağdaş ve şık bir yapı olmasını umarak bekledim. Karşılaştığım yapının fotoğrafı aşağıda.

  

About perilievren

sadece bir evren...
Bu yazı Düşünüyorum içinde yayınlandı ve , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Ülke Gündemi Ve Şu Cami Meselesi için 7 cevap

  1. gasilhane dedi ki:

    Her açıdan bir sorun görünüyor gerçekten. Mimarlık eğitimi açısından, mimarların da sisteme eklemlenmiş bir ”seyrek bıyıklı” olması açısından, özellikle adamın büyüklük vurgusunun çiğliği açısından…anlatmışsın ve umarım birkaç insanın daha düşünmesine vesile olur..

    • perilievren dedi ki:

      herşeyin aşırısı karşıtını gizlemeye çalışır diye düşünüyorum. çok konuşan aslında birşey söylemez, küçükler büyük şeylerin arkasına saklanırlar. acaba hayatımda tanıdığım en kırık dökük insanların ortak özelliğinin büyük, lüks ve pahalı şeylere (ev, araba, vb) meraklı olmaları bir tesadüf müdür?

  2. Gasilhane dedi ki:

    Bence değildir sayın yazar. Üzülüyorum. Vergilerime..

  3. kelimeperisi dedi ki:

    çok guzel yazmışsınız…kaleminize sağlık…

  4. Begüm dedi ki:

    En büyüklerini mimari olarak gerçekten yaptığı cami için denilebilecek tek şey: “Dam üstünde saksağan, vur beline kazmayı”..
    Delirmiş gibi inşaat var çevrede. Özellilkle de kule/gökdelen/yüksek katlı..
    Mesleğimden nefret etmeme az kaldı…

  5. perilievren dedi ki:

    aynen…meslek hayatımızda az ya da çok biz de bunlara alet oluyoruz sonuçta. bunları düşündükçe insanın mesleği bırakıp büfe ya da ege’de butik otel işletesi geliyor:)))

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s