Bir Dilek Tut

Geçen akşam şezlonga uzanmış yıldızlara bakarken hooop diye bir yıldız kaydı. Hazırlıksız yakalandım. Oysaki ne zaman bir yaz gecesi gökyüzünü seyretsem yıldız kayması ihtimaline karşı dileğimi dilimin ucunda hazır bekletirim. Ve samimi söylüyorum, bugüne kadar yıldız kayarken dilediğim bütün dilekler gerçekleşmiştir. Bunun kayan gök cisminin sihrinden çok dilenen şeyin ne kadar içten dilendiği ile ilgili olduğunu düşünüyorum.

Bu akşam yine eşimle sahile indik, birer şezlonga uzandık. Bir yandan eşimle sohbet ederken bir yandan da dilek cümlemi içimden tekrar ediyordum. Gözlerim yıldızlardaydı, tetikteydim. O sırada eşim “aaa yıldız kaydı” dedi. Hay aksi, ben niye görememiştim ki? Şansa bak…

Sonra kayan şeyin aslında yıldız değil de göktaşı olduğundan, atmosferle temas edince parlayıp kayan bir yıldız gibi göründüğünden falan bahsettiğimiz kısa ve lüzumsuz bir konuşma yaptık. Eşim “kumsala bir göktaşı düşse, küçük bir parçası kopup yanımıza kadar gelse…” dedi. “Doğaüstü bir gücü olsa o taşın, o gücü kendisini elinde tutan kişiye aktarsa…” diye devam ettim ben. Bunu söyler söylemez, ana gövdesinden kopup yanımıza kadar gelen göktaşı parçasının ne tür bir özel güce sahip olmasını isteyeceğimi düşünmeye başladım. Düşündüm, düşündüm… Çok gençken (şimdi de gencim ama daha az) bu soruya cevap vermek ne kadar kolaydı…

Eskiden görünmez olabilmek isterdim. Bulunmamın uygunsuz olduğu ortamlara girip oralarda neler konuşuluyor, neler yapılıyor öğrenmek isterdim. Acaba bulunmamın uygunsuz olduğu bir ortam var mıydı gerçekten? Yoksa ben mi bazı ortamları kafamda büyütüp kendimi oralara uygun görmüyordum?

Mesela eskiden insanların düşüncelerini okuyabilmek isterdim. Deli gibi merak ederdim sevgilimin, patronumun, karşı masadaki iş arkadaşımın, hergün okul kantininde gördüğüm yakışıklının benim hakkımda ne düşündüğünü. Şimdi bu merakım kayboldu sanırım. Zaten birinin hakkımda ne düşündüğünü çok merak ettiğimde soruyorum, o da söylüyor. Acaba bu kolay yöntemi niye daha önce düşünememişim? Diyeceksiniz ki “ doğru söylediğini nereden bileceksin?”. Hayatıma dahil ettiğim insanları, bana yalan söylemekten herhangi bir çıkarı olmayanlar arasından seçmeye çalışıyorum. Arada yanıldığım oluyor mudur bilemiyorum ama yine de burnumun dibine kadar gelmiş olan bir uzay taşı parçasından bu kadar az gerekli bir güç istemezdim.

Büyü yeteneği? İnsanların iradelerini kontrol edebilmek? Vaaay, eskiden olsa buna bayılırdım. Ama şimdi almayayım, kalsın. Zira etrafımda her istediğimi yaptırabildiğim bir insan topluluğu ile güçlü değil, olsam olsam yalnız olabilirim.

Zamanda yolculuk? Geleceğe değil ama geçmişe gitmeyi isterdim. “Hiç keşke demem, pişmanlık nedir bilmem” diyenlerden değilim. Geriye gidip birkaç rötuş yapmak fena olmazdı. Ama yine de böyle bir yetenek bana hayatım boyunca bir, bilemedin iki kez lazım olurdu gibi geliyor. Birkaç temel sorunu çözer, ufak tefek pürüzler için ikide bir geçmişe müdahale etmezdim sanırım. Hem bu tip müdahalelerin bugünü hiç tahmin etmediğim şekilde değiştirme ihtimali de olabilir – Geleceğe Dönüş filminin yalancısıyım. Yok yok, ben bunu da almayayım. Zira üniversite sınavı tercih formumu değiştirip geri döndüğümde kendimi başka birisiyle evlenmiş ya da Peri’siz olarak bulmak istemezdim.

Uçabilmek, suda sekebilmek, iklimleri kontrol etmek, uzaylılarla konuşabilmek, teleportasyon yeteneği (İstanbul trafiğinde bunu arzuladığım çok olmuştur), zamanı durdurabilmek, vb… Belleğimi zorluyorum… Bugüne kadar izlediğim bütün bilimkurgu filmlerini, okuduğum bütün bilimkurgu kitaplarını aklımdan geçiriyorum ama bu taştan nasıl bir güç isteyeceğimi bulamıyorum.

Elime yerden sıradan bir taş alıp onu avucumda sıkıyorum, sıkıyorum. Gözlerimi kapatıp bu taşın uzaydan gelen bir göktaşı parçası olduğunu hayal ediyorum. Avucumda ısınmasından çok memnunum, onu çok seviyorum. Kim bilir nerelerden kopup da bana gelmiş, benim olmak istemiş… Onu cebime atıp eve getiriyorum. Belki yarın Peri ile beraber üzerine suluboyayla bir surat boyarız:)

About perilievren

sadece bir evren...
Bu yazı Yaşıyorum içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Dilek Tut için 2 cevap

  1. Ruzgarli Gunler ve Geceler dedi ki:

    Ben hala cok isterim gorunmez olmak… Hatta bazen uyumadan once uzun uzun dusunurum “bu defa kimin hayatina girsem?” diye…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s