Ertelemek

Ne illet bir hastalıktır… Şu ‘yarın’ hastalığından bahsediyorum.

Diyete yarın başlanır, sigara yarın bırakılır, zorlu ve zorunlu bir işe yarın başlanır, o kişiyi aramak yarına bırakılır, çalışma odası yarın düzenlenir…

Peki  bu yarın niye hiç gelmiyor? Gün dediğin yalnızca 24 saat değil mi?

Bir de uzak yarınlar vardır. Aslında çoook uzak bir geleceğe atılmş ‘ertelenmişlikler yumağı’dır onlar. Ötelediğimiz için içimiz rahattır. Diğerleri gibi bizi sıkıştırıp telaşa sokmaz, aksine motive ederler.

Emekli olunca bir tekne alıp balıkçılık yapmak, çocuklar büyüyünce sakin bir yere taşınmak, birgün işi bırakıp daha anlamlı uğraşlar peşinde koşmak, evin taksidi bitince Avrupa turuna çıkmak falan filan…

Bu uzak yarınların hiç gelmeyeceğini, gelip kapıya dayansa da bizim olduğumuz yerde çakılıp kalacağımızı, ona doğru bir adım bile atma cesaretini bulamayacağımızı içten içe biliriz. Bunlar sadece yaşadığımız hayatı daha katlanılabilir kılmak için uydurduğumuz vizyonlardır. “Şimdi acı çekiyorum ama herşey daha mutlu bir yarın için…” yanılsaması.

Geçenlerde kardeşim bana bir fotoğraf gönderdi. Bir kitabın bir sayfasının fotoğrafı. İşte orada yazanlar düşündürdü bana bütün bunları. Sayfa benim çok sevdiğim ve defalarca okuduğum bir kitaptanmış meğer ama bu paragraf  ya aklımdan çıkmış ya da okurken odağım başka yerde olduğundan dikkatimi bile çekmemiş.

“Biz canlıların cehennemi gelecekte var olacak bir şey değil, eğer bir cehennem varsa, burada, çoktan aramızda; hergün içinde yaşadığımız, birlikte, yan yana durarak yarattığımız cehennem. İki yolu var acı çekmemenin: Birincisi pek çok kişiye kolay gelir: cehennemi kabullenmek ve onu görmeyecek kadar onunla bütünleşmek. İkinci yol riskli: sürekli bir dikkat ve eğitim istiyor; cehennemin ortasında cehennem olmayan kim ve ne var, onu aramak ve bulduğunda tanımayı bilmek, onu yaşatmak, ona fırsat vermek.” Görünmez Kentler, Italo Calvino

Aslında bana düşündürdüklerinden çok daha başka şeyler anlatıyor bu paragraf, bunun farkındayım. Ben son zamanlarda içinde bulunduğum sıkıntılı ruh hali ve üzerime çökmüş olan atalet bulutu ile yazıda bahsedilen şu ‘riskli yol’a takıldım. Denemeye değer diyorum. Yaşadığım her an ve mekanda iyi olanı bulmak, onu yaymak  ve yaşatmak… Yerinde saymamanın, gerçek anlamda bir yerlere varmanın yolu belki de budur. Planlar yapıp yarına atmaktansa yaşanılan an içindeki işaretleri takip ederek kendi cennetimi bulmak.

Yarın değil, hemen şimdi!

Doğru olan zaten kendiliğinden olur, olmuyorsa belki de doğru değildir.

About perilievren

sadece bir evren...
Bu yazı Düşünüyorum, Değişiyorum içinde yayınlandı ve , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Ertelemek için 8 cevap

  1. “Sürekli bir dikkat ve eğitim” bölümü o paragrafta en hoşuma giden sözcüklerdi. Her an, düşüncede, sözde, tavırda “şefkat” (ya da sevgi, ya da özen…) barındırmak. “Onu yaşatmak, ona fırsat vermek”…” Tetikte olmak, an’da kalmak, kendine tanık olmak. Sürekli. Sana katılıyorum canım benim, hem de çok yürekten. “Umut, kendimize koyduğumuz en büyük bariyerlerden biridir çünkü umut yoluyla hayalleri, geleceği, zamanı yaratırız,” diyor Osho. “Var olacağım” yerine “varım” demekle başlıyor her şey. Kalbim, kedim, dünyam seninle:)

    • perilievren dedi ki:

      Ben Osho’nun kitaplarını hiç okumadım ama okumak istiyorum ne zamandır. Fakat çok kitap varmış:))) Bazılarının özetlerini okudum internetten. Hepsi de okunmaya değer görünüyor. Sen en çok hangilerini önerirsin? Yakında toplu bir kitap alımı yapacağım, onları da alıp okumak istiyorum.
      Benim de kalbim ve Peri’m seninle canım:)

      • “The Essence of Yoga”, Türkçesi var mı bilmiyorum, okuduktan sonra yogaya başlayan bir arkadaşa hediye etmiştim. Krishnamurti – “Farkındalığın Işığı”nı ve “Yaşam Kitabı – Krishnamurti ile Günlük Meditasyonlar”ı ayrıca öneririm.

  2. elif(prensesim_2010) dedi ki:

    anın tadını çıkarmak,ve şimdi mutluyum diyebilmek!

    • perilievren dedi ki:

      Evet, çok haklısın. Bunu kim duysa hak verir ama neden uygulamak bu kadar zor? Gerçekten de ufukta bile görünmeyen bir zamanda olduğunu ümit ettiğimiz bir mutluluğun peşinde koşmak yerine, öncelikle sahip olduklarımızdaki güzellikleri yakalayabilmek lazım. BU, çabalamaya değer…

  3. yeni1anlam dedi ki:

    Seni uzun süredir okuyorum, bu yazın farklı geldi. Onu kalbimde hissettim. Ertelemenin insanın kendini ölümsüz olduğuna inandırma çabası olduğunu düşünürüm hep. Yaşam, ölüm olduğunu derinden idrak edince açan bir çiçek. Ölümden kormak değil, ölüme bakmak benim kastettiğim. Onu görmek. Ne güzel yazmışsın. Düşüneceğim ertelediğim var mı diye.
    Bir de iki yıl önce zaman ile ilgili bir araştırma yapmıştım. Jacob Needleman’ın Time and The Soul kitabından şu satırlar beni çok derinden etkilemişti bir ‘yaşama sahip olma’nın değeri ile ilgili:

    “…I was asking my friend about one of the most striking ways that the Tibetans express the uniqueness of the human condition. Imagine, they say, the deep in the vast ocean there swims a great and ancient turtle who surfaces for air only once every hundered years. Imagine further that floating somewhere in the ocean is a single ox-yoke carried here and there by the random waves and currents. What are the chances that when the turtle surfaces, his head will happen to emerge precisely through the center of the ox-yoke? That is how rare it is to be born as a human being!

    In the middle of our conversation, I pointed to the crowds of men and women rushing by on the street and gestured in a way to indicate not only them, but all the thousands and millions of people rushing around in the world. “Tell me, Lobsang,” I said, “if it is so rare to be born a human being, how come there are so many people in the world?”

    My friend slowed his pace and then stopped. He waited for a moment, taking my question. I remember suddenly being able to hear, as though for the first time, the loud and frenetic traffic all around us. He looked at me and very quietly replied, “How many human beings do you see?”

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s