Aklımda Sorular

Geçen sabah Peri ile hergün yaptığımız gibi sahildeki kafeteryaya gittik. Hava biraz kapalı ve serindi ama olsundu… Sanırım iyot kokusu insanda bağımlılık yapıyor. Bir kedinin ve 5-6 yaşlarında bir abinin de katılımıyla biraz top oynadıktan sonra rüzgardan ve çiselemeye başlayan yağmurdan korunmak için kafeteryanın kapalı kısmına geçtik. İçeride televizyon açıktı: Haberler… Kulak misafiri bile olmaya tenezzül etmediğim birkaç politika haberinden sonra o haber çıktı; Nevin Yıldırım.

Hani şu kendisine tecavüz edip hamile bırakan adamı öldürdükten sonra kafasını kesip köyün meydanına atan kadın. Hani şu tecavüzcüsünün bebeğini karnında taşımak zorunda bırakılan kadın. İşte o kadın bebeğini doğurmuş. Doğurduktan sonra onu kucağına almamış, emzirmemiş. Onu görmek bile istememiş. Birisi onu evlat edinmek isteyene kadar bebeğe devlet bakacakmış.

Polis ve gazetecilerden oluşan telaşlı insan kalabalığının arasındaki herhangi birisi, bebeğin bir battaniyeye sarılmış küçücük bedenini kimsesiz çocukların kaldığı yurdun kapısına doğru götürüyordu. Daha fazla bakamadım. Kafamı çevirdiğimde oturduğumuz masanın tam karşısındaki aynada ilk bakışta tanıyamadığım bir kadın yüzü gördüm. Binyıllar kadar yaşlı, yorgun ve üzgün. Bu benim yüzümdü. Ben o gün, o anda, ACIyı kendi yüzümde ilk defa gördüm.

Tecavüz niye vardır? İnsan nasıl bir dürtüyle bir başkasına tecavüz etme isteği duyar? Bir insanın başka bir insana tecavüz edebilecek bir canlıya dönüşebilmesi için neler yaşamış ve görmüş olması gerekir? Tecavüzün cinayetten bir farkı var mıdır?

Bir kadının tecavüzcüsünden hamile kalıp da o bebeği doğurmak zorunda bırakılması nasıl bir vahşettir? O dokuz ay cinnet geçirmeden nasıl geçer? İnsanın istemediği bir bebeği karnında büyütmesi ve onun için doğum sancısı çekmesi nasıl bir duygudur?

İnsanın ne sebeple olursa olsun başka birisini öldürmesini geçtim, üstüne bir de kafasını kesip halka açık bir yerde sergilemesi için nasıl bir ruh durumu içinde olması gerek?

Birinin kafasını kesip köy meydanına atan mı yoksa bunu yapanı tebrik eden ve “Türk ve İslam kadınına yakışanı yaptı” diyerek alkışlayan mı daha patalojiktir?

Namus nedir? Nasıl korunur? Nasıl kirlenir? Cinayetle mi temizlenir?

Bütün bunların üzerinde, o küçücük bebeğin diğer bebekler gibi doğar doğmaz annesinin sıcacık kucağında, onun kokusunu duyarak emzirilme hakkının olmaması kimin suçudur?

Hayata doğmayıp adeta ‘tükürülen’ bu bebek ileride nasıl bir birey olacak? Onu nasıl bir hayat bekliyor? Peki onun dokunduklarını?

Annenin bundan sonraki yaşamı nasıl olacak? Bu dünya üzerinde kendi doğurduğu ama hiç dokunmadığı bir bebeğin varlığını bilerek yaşamak… Onu ‘atmış’ olmanın gerçeğiyle yaşamak…

Bu bebek gerçekten doğmak zorunda mıydı? Onun doğmasına karar veren mekanizma gerçekten ne yaptığının farkında mı? Bunun yanında, eğer doğmasaydı herşey daha mı iyi olacaktı?

Bu kadını doğurduğu bebeği istemediği için kim suçlayabilir?

Hani olmaz – ve hatta olamaz – ya, eğer bu kadın bebeğini sahiplenseydi, “Gel biz seninle bu kötülük zincirini kıralım. El ele tutuşarak birbirimizi iyileştirelim, kurban olmayalım” diyebilseydi ne olurdu? Bunu diyecek kadar güçlü olabilmek için insan nasıl bir dönüşüm geçirmeli?

Hani olmaz – ve hatta olamaz – ya, acaba bu toplum o ikisini namussuz ilan edip yok etmeye çalışmak yerine sevgiyle kabul eder, şefkatli elerini uzatır mıydı?

Kötülüğü sonlandırmak neden bu kadar zor?

Fotoğraf: www.paradokslar.com

About perilievren

sadece bir evren...
Bu yazı Düşünüyorum içinde yayınlandı ve olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Aklımda Sorular için 5 cevap

  1. Begüm dedi ki:

    Offf off! İcim paralandi. Gece gece dagildim.

  2. Müge dedi ki:

    :(((( çok acı

  3. pelusska dedi ki:

    yazinizi okuyunca nasil bir caresizlik bu dedim kadin icin sonra linke tiklayip haberi okudum; kotu niyetli gorunmek istemem ama bu olay yasak iliskiye benziyor yani ortada tehditle tecavuz olmadigi apacik sanki .. neyse zaten onemli olan o bebek ..cok yazik tabi insanlarin bu hale gelmeleri ayri aci..

  4. pelusska dedi ki:

    bu arada aci olan kadinin ugramadigini dusundugum tecavuze boyle bir kilif bulmasi ihtimali ; cunku bu ulkede gercek tecavuz kurbanlari var . en cokta bebegin hayati:((

  5. yeni1anlam dedi ki:

    Off! Off!
    Ne zor bir durum. Yazın bir yandan insanın her koşulda bir seçim sansının olduğunu vurguluyor ve bunun da güç, destek ve bilinç düzeyi ile çok ilgili olduğunu. Aklıma Viktor Frankl’ın İnsanın Anlam Arayışında Nazi kampında geçirdiği sürede bunu sorgulayışını içeren kitabı geldi. O, insanın “anlam” için yaşadığını söylüyor.Dahau’daki o kampı gezdim ben ve aynı şeyleri sordum kendime. İnsan insana bunları nasıl yapar. Ve diğer yandan böyle bir acı travmayıi toplumsal belleğine kazımış bir toplum bir başka topluma karşı nasıl böyle davranabiir. Yazın bunun cevaplarının hiç o kadar kolay olmadığını öyle güzel anlatmış ki ve de bunu okuyan bizler de dahil bu olayı yaşayan ve tanık olan herkesin sahip olduğu seçim şansını. Ne yapmayı ya da yapmamayı seçmek. Aydınlık bir bilinç diliyorum dünyaya!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s