Korku

sarmaşıkPeri ile otobüsteydik. Eve dönüyorduk. Peri’nin pusetini orta kapının önündeki boşluğa parketmiş yanında duruyordum. İçerisi biraz kalabalıktı. Birkaç durak sonra, elinde boya kutuları olan, badanacı olduğunu tahmin ettiğim yaşlıca bir adam otobüse bindi. Bizim yanımızda kendine bir yer bulup direğe tutundu. Bir süre sonra benim kız adamın giysilerindeki ve ellerindeki renk renk boya izleriyle ilgilenmeye başladı. Aralarında güzel bir diyalog oluştu. Kahkahalar ve Peri’nin bıcır bıcır konuşmaları havada uçuşuyordu.

Birden kolumun dürtüklendiğini hissettim. Arkamdaki orta yaşlı bayan bana birşey söylemek istiyordu. Kulağıma doğru uzanıp fısıltıyla bana dedi ki: “Adamın kızınıza yaklaşmasına izin vermeyin bence. Ortalık sapık kaynıyor”. Yüzümdeki gülümseme dondu. Hiçbirşey söylemeden başımı çevirdim. Hissettiğim şey tam olarak neydi bilemiyorum. Adlandıramıyorum. Aynı şeyi, benim çok sevimli bulup keyifle izlediğim bir bebek bezi reklamını müstehcen bulan (bebeklerin göbekleri ve bacakları göründüğü için) bir grup ebeveynin varlığını öğrendiğimde de hissetmiştim. Hayret? Dehşet? Adlandıramıyorum işte…

Geçtiğimiz bayramlardan birinde, bayram sabahı şeker toplamaya giden iki çocuğu birileri fena halde dövmüş, onlara bildiğin işkence yapmışlardı. Olayın detaylarını gazetede okurken ellerimin titrediğini, gözlerimin dolduğunu hatırlıyorum. Birkaç tanıdıkla bu olay hakkında konuşurken aramızda bulunan bir teyzemiz “Şu geldiğimiz duruma bak. Ben artık torunumu şeker toplamaya falan yollamam” dedi. 70 küsür yaşındaki teyzeye bu söylediğinin en az olayın kendisi kadar siddet içerdiğini düşündüğümü anlatmaya çalışmadım o sırada. Bunu nasıl anlatacağımı bilemedim. O adlandıramadığım hisle kalakaldım.

Ben korkmuyor muyum? Hem de nasıl! Birisi çocuğuma herhangi bir şekilde zarar verecek diye ödüm patlıyor. Ona her baktığımda,  onu bu dünyadaki kötülüklerden ve tehlikelerden korumak için ne yapabileceğimi bilmemenin ağırlığıyla eziliyorum. Kendimi cok çaresiz hissediyorum. Hayatının sonuna kadar ona sımsıkı sarılamam, elinden tutamam. O düşmesin diye her daim arkasında olamam.

Ama ne yapmamam gerektiğini bilir gibiyim…

Ben, kızımı kötülüklerden korumak adına, daha küçücükken onun kalbine korku tohumları ekmek istemiyorum. Onu, bütün amcaların sapık, bütün köpeklerin kuduz, bütün solucanların mikroplu olduğuna inandırarak daha bu yaşında sakatlamak, sapıklardan korunması için göbeğini örtmesi gerektiğini söyleyerek çocukluğunu elinden almak istemiyorum.

O, incecik duvarların üzerinde yürürken, “orada yürüme!” demek yerine o yürürken elini tutabilirim. O, koltuğun üstünde zıplarken, “orada zıplama!” demek yerine dengesini kaybettiğinde yumuşak bir düşüş yapması için uygun ortamı hazırlayabilirim. Karşıdan karşıya geçerken ne yapması gerektiğini sabırla, yüzlerce kez anlatabilirim. Bir sokak kedisini severken kedinin ani bir tırmalama girişimine karşı tetikte bekleyebilirim. Bir yabancı onu sevmek, onunla konuşmak istediğinde kızımı paranoyakça geri çekmek yerine ben de o kişiyle iletişim kurup ona güvenmeye çalışabilirim. Kızımın kendine, sezgilerine ve başkalarına güven duymayı öğrenebilmesi için bir zemin hazırlayabilirim. Kalbini, aklını ve ruhunu daha küçücükken dünyaya kapatmamasını sağlayabilirim.

Ve, onu asıl korumam gereken şeyin; bir çocuk bezi reklamını bile müstehcen bulup bütün yabancıların çocuk tacizcisi olabileceğinden şüphelenen, çocuklarımızı dövmesinler diye bayramlarda şeker toplamaya göndermememiz gerektiğini söyleyen zihniyet olduğuna inanıyorum – ki zaten kötülüğü besleyen tam olarak bu zihniyettir bence.

Korku, tohumları bir kez ekildiğinde en çabuk yeşeren şey… İnsanı bir sarmaşık gibi öyle bir sarıyor ki tamamen hareketsiz ve aciz bırakıyor. Korktukça içine kapanır, içine kapandıkça daha çok korkarsın. Birgün bir de bakmışsın, küçücük kalan hareket alanından bir adım bile dışarı çıktığın için, başına gelen her türlü beladan sen sorumlu bulunuvermişsin. Sadece dışarı çıktığın için…

About perilievren

sadece bir evren...
Bu yazı Anneyim, Düşünüyorum içinde yayınlandı ve olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Korku için 9 cevap

  1. peri çok şanslı bir çocuk. böyle muhteşem yürekli bir anneye sahip olduğu için. iyi ki varsınız:)

  2. pindarr dedi ki:

    çok doğru yazmışsınız, elinize sağlık. Kendimizi de, çocuklarımızı da asıl korumamız gereken zihniyet işte sizin bahsettiğiniz korku fısıldayan hatta korku haykıran zihniyetler. Onlar bir yabancıyla güzel bir an paylaşmanın, sohbet etmenin o insani mutluluğunu ne kendilerine ne de çocuklarına yaşatanlar! Onlar ya mutsuzlar, ya umutsuzlar; sorun şu ki bu durumdan kurtulmak ve kendilerini geliştirmek yerine sizi de bizi de aşağıya yanlarına çekmekten mutlu oluyorlar.
    Yaşasın boyacı amcasıyla kahkalarla sohbet eden Peri🙂 Yaşasın o boyacı amcalar🙂 Yaşasın sizin gibi cesur anneler🙂

    • perilievren dedi ki:

      Hani artık herkesin dilinde olan bir laf var ya: “İyi olanı çoğaltmalıyız”
      Niye bu kadar zor? Her zaman aşağı çekmek, korkmak, korkutmak daha kolay. Bir fısıltılık iş…
      Çocukları izlemek ve sezgilerine güvenmek gerek. Onları korkutarak bu sezgiyi önyargıya dönüştürürüz sadece. İlk yaşlar çok önemli çünkü ne verirseniz kapıyorlar. Daha ileriki yaşlarda o yaşın gerektirdiği şekilde anlatılabilir bazı şeyler.

  3. gasilhane dedi ki:

    Türkiye’nin önemli bir sorunu bir yazıda özetlemişsin.

  4. Büyük açmazlardayım bu konuda. Rüzgar çok sosyal bir çocuk. İnsanlarla iletişim kurmayı seviyor. Ben bu güne kadar hep yanındaydım, sorun yoktu. Yabancılardan korkmasını, çekinmesini istemedim hiç. Ama yaşadığımız bir olay, birden tüm tüylerimi diken diken etti. Alışveriş yapıyorduk markette. Rüzgar reyonlarda koşturuyordu. Onu gören genç bir çocuğun Rüzgar ile konuştuğunu gördüm. Uzaktan izlemeye başladım. Biraz sonra çocuk Rüzgar’a bir gofret uzattı. Bizimki de gayet sakin gofreti aldı. Gözümün önünden film şeridi gibi geçenleri tahmin edersin… Yani, şimdilik problem yok ama daha büyüdüklerinde, bir şekilde içlerine korku salmak zorundayız. Yarın öbür gün sokakta oynayacaklar, parka gidecekler vs… Daha bunu nasıl yapacağımı bilemiyorum, ama anlatmak zorundayım.

    • perilievren dedi ki:

      Benim kızım da çok sosyaldir. Ama çok ilginç bir seçiciliği var insanlara karşı. Mesela bazı kişiler ne kadar cana yakın davranırlarsa davransınlar onlarla konuşmaz, onların verdiği birşeyi almaz. Sık sık gittiğimiz bir lokantada böyle birisi var örneğin. Adam geçen gün Peri’ye bir pipet verdi (benimki pipet delisi). Peri pipeti hemen yere atıp yanıma koştu. Her doktora gidemeyiz biz, bazılarına assssla kendine dokundurtmaz. Bize göre çok sevimli ve iyi niyetli görünen bazı kişiler ona göre kaçılması gereken kişiler. Bu konuda çok iyi sezgileri olduğuna inanıyorum çocukların – özellikle küçük yaşlarda. Büyüdükçe ve bizlerden birşeyler öğrendikçe bu sezgi yerini önyargıya bırakıyor. Bu yüzden bazı uyarıları ve bilgileri mümkün olduğunca geciktirme taraftarıyım ki bunlar birer ego kodu olarak beyinlerine yer etmesin. Sadece sebep-sonuç ilişkisine dayalı mekanik uyarılar olarak kalsınlar. Ama nasıl anlatılacağı konusunda ben de çok sıkıntıdayım… Belki bir psikoloğa falan danışılabilir zamanı gelince.
      Bir de bu yazıyı yazarken şunu düşündüm sürekli: Şimdi biz (özellikle eğitimli şehirli anneler) çocuklarımızı şiddet içeren herşeyden korumaya çalışıyoruz. TV’de yetişkin programları izletmiyoruz, oyuncak tabancayla oynamasınlar istiyoruz. Yeri geliyor Dora’daki Arakçı karakterinden, Kaptan Kanca’dan bile kıllanıyoruz. Onları tavşanlardan, toplardan, kedilerden oluşan bir dünyada yaşatıyoruz. Şimdi biz “aman yavrum, sakın yabancı birisi sana birşey verirse alma, çünkü…” diye başlayan cümleyi nasıl tamamlayacağız?

  5. Mor dedi ki:

    Ne kadar doğru tespitler! Tüm yüreğimle katılıyorum. Korku toplumu yaratılmaya çalışılıyor. Ve dediğiniz gibi sonuçta dışarı çıktığınız için siz suçlu bulunuyorsunuz. Bence çocuğunuz için en iyisini yapıyorsunuz! Korku tohumları uzak olsun herkesten, en çok da kafamızın içinde kendi kendimize yarattıklarımız önce kendimizden sonra çevremizden.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s