Fatma’nın Bahçesi

DSCN3678

Eskiden kızımın bir bakıcısı vardı. Uzak ve yemyeşil bir yerden gelmişti. Geniş bir ailesi, derme çatma bir evi, çeşitli sebzeler ektiği bir bahçesi vardı memleketinde. Ama hiç parası yoktu. Bunların hepsini bırakıp bizim evimizde çalışmasının sebebi buydu.

Fatma çok mutsuzdu. Mutfağın bir köşesinde, banyodan çıkarken, bir şey söylemek için odasına girdiğimde onu hep gözü yaşlı yakalardım. Bazen avucunun içinde küçük kızının buruşuk bir resmi olurdu. Onu teselli ederdim. Ailesini çok özlese bile buralara gelmekle doğru bir tercih yaptığına inandırmaya çalışırdım. Bizimle çalışarak kazandığı para ile çocuklarına daha iyi bir gelecek sağlayabileceğini, daha iyi bir ev yaptırabileceğini falan söylerdim. Hatta biraz daha dişini sıkıp para biriktirebilirse kocasıyla birlikte bir iş bile kurabilirdi. Bunları ona gerçekten inanarak mı söylerdim, yoksa yeni yeni oluşturduğum düzenimin onun evine dönme kararıyla bozulmasından mı korkardım, bilmiyorum.

Ne zaman memleketine gitse, dönüşte bol bol fotoğraf getirirdi. Ailesinin fotoğrafları… Bana fotoğraflardaki akrabalarını, çocuklarını ve kocasını anlatırdı.

Bir gün bana cep telefonuna kaydedilmiş kısacık bir video gösterdi. Videoda Fatma, üzerinde eski püskü bir şalvar ve başında terden sırılsıklam olmuş bir yazma ile bir yandan birileriyle konuşup şakalaşıyor, bir yandan da durmaksızın bahçesini çapalıyordu. Yüzünü ve yanaklarını daha önce hiç o kadar pembe görmemiştim. Gözleri pırıl pırıldı. Kahkahalarla, nefes nefese gülüyordu. Sesi bizim evimizde çıktığı gibi cılız ve sinik değil, bir çağlayan kadar gür ve neşeliydi. Arka planda ise tır kasasından bozma, ötesi berisi teneke parçalarıyla yamanmış bir “ev”in önünde iştahla mısır kemiren iki çocuk gördüm.

Videoyu izlerken bir yandan da anlatıyordu Fatma. Bahçesinde mısır, patates, domates, lahana, çilek, her şey, her şey, her şey varmış. Anlatırken sesi, yüzü aynı videodaki gibiydi. O an “git” demek istedim ona. Oraya, evine, bahçene git. Senin her şeyin var zaten. Burada ne işin var? Burada, bu apartman dairesinde… Sabahtan akşama kadar… Kendi evin için yapman gerekenleri benim için yaparak… Kendi çocukların için yapman gerekenleri benim çocuğum için yaparak… Senin yanaklarını asla o videodaki gibi pembeleştiremeyecek, seni asla öyle güldüremeyecek bir şey için… Para için…

ArtNouveauOrnaments

Geçen gün çok yağmur yağdı. Öyle ki, Peri ile apartman kapısından çıkıp arabaya ulaşana kadar sırılsıklam olduk. O koku… Yağmurla gelen o koku; ıslak bir havada, sisin içinde bir görünüp bir kaybolan güneşin altındaki o yemyeşil bahçenin görüntüsünü getirdi gözümün önüne. Fatma’nın bahçesi…

Ben de sana anlatayım dedim…

Reklamlar

About evren erdem

Eski mimar, yeni takı tasarımcısı ve yoga eğitmeni… Bazen hatırlamak için, bazen deşip ortaya çıkarmak için, bazen unutmamak için, bazen yazıp unutmak için yazıyorum. Bazen de yazdıklarım o kadar farkında olmadığım şeyler oluyor ki kendim bile şaşırıyorum.
Bu yazı Düşünüyorum içinde yayınlandı ve , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

2 Responses to Fatma’nın Bahçesi

  1. gasilhane dedi ki:

    Gitti mi acaba.

    • perilievren dedi ki:

      Uzun zaman önce bizden ayrıldı ama büyük ihtimalle şu anda yine para kazanmak için ya başka bir evde ya da İkitelli taraflarında bir tekstil atölyesinde çalışıyordur…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s