Gölün Altında Yaşayan Kadın

1dolunay_manzara_1 (2)

Kız kıza sohbet edelim mi biraz?

Dışarıda hava çok soğuk… İyisi mi evde takılalım.

Salonun ışıklarını kapatıp birkaç mum yakalım.

Elimizde birer kadeh kırmızı şarapla battaniyenin altına sığınalım.

Müziği de unutmayalım. Eskilerden, biz henüz bu kadar eskimemişken dinlediğimiz bir şarkıya ne dersin? Eski günlerden birinde belki de loş bir barda, şimdikiden çok  farklı duygularla dinlediklerimizden biri… Bizi bir salıncak gibi, o günlere doğru şööööyle bir sallamasıyla tekrar bu ana getirmesi bir olsun. Arada kalan yıllar boyunca gerçekleştirilememiş planlar, vazgeçilmiş hayaller, yarım bırakılmış projeler, “yapamam”lar, “beceremem”ler, “yeterince iyi değilim”ler, hepsi, hepsi bir film şeridi gibi gözümüzün önünden geçsinler. Geçerken de boğazımızda birer düğümcük bıraksınlar.

Düğümcüklerimizin üzerine birer yudum şarap içip sohbetimize devam edelim.

Bir kitap okudum ve hayatım değişti arkadaşım (evet, yine)… Daha önce adını çok duymuştum. Okuyup da çok beğenen, çok etkilenen arkadaşlarım vardı. İzlediğim bazı bloglarda bu kitabın adı sıkça geçerdi. Sonunda ben de okumaya karar verdim ve daha kapağını açar açmaz yine doğru zamanda doğru kitapla baş başa olduğumu anladım. Okumaya devam ettikçe de kesinlikle emin oldum ki her kadın bu kitabı okumalı.

135494

Arka kapaktan:
Clarissa P. Estés, Kurtlarla Koşan Kadınlar’da XIX. yüzyılla birlikte insanlığın doğadan kopuşu ve duygulara yer vermeyen kapitalist bir endüstri çarkının içinde kayboluşundan yola çıkarak, kadınların yapması gereken ilk şeyin içlerindeki doğal sesi keşfetmek olduğunu söylüyor ve kadınların içlerinde yatan sınırsız güç ve yaratıcılığın, kurtların doğal yabanıllığında yattığı savını ileri sürüyor. Kadınların çoğu zaman farkında olmadan içselleştirmek zorunda bırakıldıkları eziklik ve yetersizlik duygusuna, bastırılmış cinsel güdülerine çok değişik bir malzemeden yaklaşıyor: Masallar! İnsanlığın ortak bilinçaltının aynaları olduğunu düşündüğü masallar aracılığıyla kadın psişesinin derinliklerine iniyor ve birçok açmazdan kurtulmalarına yardımcı olacak masal tadında terapiler uyguluyor.

Clarissa P. Estes’in Kurtlarla Koşan Kadınlar adlı kitabından bahsediyorum. Jung’cu bir psikanalist ve bir öykü anlatıcısı olan Estes, yıllarca kadın psikolojisi üzerine çalışmış. Tamamlanması yirmi yıl süren bu kitapta; dünyanın en eski yöresel öykülerinden en popüler masallara kadar pek çok masal ve öykünün sembol dilini çözümleyerek her kadının içinde derinlerde bir yerlerde uykuya bırakılmış olan Vahşi Kadın‘ın izini sürmüş. Hani içine doğduğumuz kültürel, geleneksel ve ataerkil değerlerin sürekli bastırdığı ve yok saydığı Vahşi Kadın; Yaratıcı, sezgisel, coşku dolu dişil doğamız… Aslında kim olduğumuza dair bilgimiz… Ruhumuz… Ataerkil toplum yapısı tarafından en korkulan yanımız…

Kurtlarla Koşan Kadınlar’da anlatılan, çoğunu çocukluğumuzdan bildiğimiz masalların hepsinde; Kibritçi Kız’da, Kırmızı Ayakkabılar’da, Mavi Sakal’da, hayatın boyunca zihninde dolaşan bütün o “yapamam”ların, “korkuyorum”ların, ertelemelerin, bir türlü harekete geçememelerin, hep bir bahane bulmaların sebeplerini keşfedeceksin. Bu keşif bazen küçük bir kalp çarpıntısına, bazen bir ürpermeye, çoğunlukla da boğazında bir düğümlenmeye sebep olacak. Vahşi Kadın‘ın yaşlı ve şefkatli elinin saçlarını okşadığını hissedeceksin zaman zaman. Benim gibi ağlak biriysen birkaç damla gözyaşı bile dökebilirsin. Ama korkma sakın! Çünkü aynı  kitap, kaybettiğini sandığın herşeyin aslında senin içinde bir yerlerde çıkarılmayı beklediğini müjdelemekle kalmıyoır; zeka, içgüdü ve inançla onları nasıl yeniden elde edebileceğini de anlatıyor.

Yolculuğa hazır mısın? Haydi o zaman, ormana git ve ışığını al…

ArtNouveauOrnaments

“Ormana gitme,” dediler. “Ormana gitme.”

“Neden gitmeyecekmişim? Gece neden ormana gitmemem gerekiyormuş?” diye yanıtladı. “Orada senin gibi insanları yiyen koca bir kurt yaşar. Ormana gitme, gitme. Çok ciddiyim.” Doğal olarak, kız ormana gitti. Bir şekilde ormana gitti, ve tabii ki, onu daha önce ikaz etmiş oldukları gibi, kurtla karşılaştı.

“Bak, sana söylemiştik,” diye böbürlendiler. “Bu benim hayatım, peri masalı değil, sizi gidi ahmaklar,” dedi. “Ormana gitmem gerek ve kurtla karşılaşmam gerek, yoksa hayatım asla başlamayacak.”

Ama rastladığı kurt bir tuzağa düşmüştü, kurdun ayağı tuzağın içindeydi. “Yardım et, ah, yardım et bana! Aaayy, aaayy, aaayy!” diye bağırıyordu kurt. “Yardım et bana, ah yardım et bana!” diye ağlayarak bağırıyordu, “ben de seni hak ettiğin şekilde ödüllendiririm.” Çünkü bu tür masallarda kurtların yöntemi budur.

“Bana zarar vermeyeceğini nasıl bilebilirim?” diye sordu – soru sormak onun işiydi. “Beni öldürmeyeceğini ve etlerimi kemiklerimden sıyırmayacağını nereden bilebilirim?”

“Yanlış soru,” dedi kurt. “Sadece benim sözüme inanman gerekecek.”

“Ah seni gidi kurt, şansımı zorlayacağım. Pekala, işte oldu!” Ve tuzağın yayını gevşetti. Kurt pençesini çekerek çıkardı ve kız da otlarla bir güzel sardı.

“Ah teşekkür ederim nazik kız, teşekkür ederim,” diye iç geçirdi kurt. Ve kız da yalan yanlış masalları çokça okuduğu için ağladı: “Devam et, şimdi öldür beni ve bu işi burada bitirip kurtulalım.”

Ama hayır, olaylar böyle gelişmedi. Onun yerine kurt pençesini kızın omuzuna koydu ve “ben başka bir zamandan ve yerden gelen bir kurdum” dedi. Ve gözünden bir kirpik kopararak ona verip şunları söyledi: “Bunu kullan ve akıllı ol. Şu andan itibaren kimin iyi olduğunu, kimin o kadar iyi olmadığını bileceksin; gözlerimin içine iyice bakarsan açıkça görebilirsin.

Yaşamama izin verdiğin için

Sana da hayat dilerim

Daha önce hiç yaşamadığın bir tarzda

Unutma güzel kız

Sormaya değer tek bir soru vardır

…………………..

EEEEEEY RUH NEREDESİN?

Clarissa P. Estes, Gece Deniz Yolculuğu için Kürek Çeken Türküler,

Çağdaş Şarkılar, 1970

About perilievren

sadece bir evren...
Bu yazı Düşünüyorum, Değişiyorum içinde yayınlandı ve , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Gölün Altında Yaşayan Kadın için 2 cevap

  1. selcoline dedi ki:

    ne kadar güzel bir hikaye…

  2. tarcinvezeytin dedi ki:

    Benim de hayatımı değiştiren kitaplardan biridir bu. Thedore Zeldin’in İnsanlığın Mahrem Tarihi kitabını bu kitabın üstüne okumanızı öneririm. Ve elbette Jared Diamond’un Tüfek,Mikrop, Çelik ve Çöküş isimli kitaplarını. Dünyaya, kadına ve çocuk yetiştirmeye dair bakış açımı farklılaştıran kitaplardır…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s