Bırak…

Bazen bırakmak gerekir… Olmuyorsa bırak gitsin…

Hep aksi söylendi değil mi? Mücadele et, senin olanı al. Bu sefer olmadı ama ya bir sonraki sefer olursa? Pes etmemelisin! Denemeye devam… Elinden gelen herşeyi yaptın mı sahi? Bak çok çekingensin, onun için olmuyor. Biraz daha dışadönük ol, göster kendini kızım! Yıllardır bunun için emek verdin, şimdi vaz mı geçeceksin? Daha çok çalışmalısın belki de? Tutun, aman ha sakın bırakma! Sıkıca tutun, pes etme sakın. Sakın bırakma…

Öyle işler, ilişkiler, öyle şeyler vardır ki geriye dönüp baktığında harcadığın onca emeğe rağmen ancak bir arpa boyu yol kat ettiğini görürsün. Bunu fark etmek acı fakat çok aydınlatıcıdır. O kadar tutunmuş, o kadar çalışmış, uğraşmış, fedakarlık yapmışsındır ki bu kadar az fark yaratabilmiş olman aslında çok şaşırtıcıdır. Adeta bir mucizedir bu:)))

O zaman bırak… Özgür bırak hem onu hem kendini… Hep tutunmayı deneyimledin. Bir kez de bırakmayı dene. Bakalım neler olacak?

Tam yirmi bir gün oldu Kundalini Yoga Eğitmenlik Eğitimi’nin son modülünden döneli… Biraz sarsıcıydı. Yine bazı kapılar açıldı kalbimin ve zihnimin hiç bilmediğim ücra köşelerine… Üç haftadır da o kapıların ardında gördüklerimi sindirmeye çalışıyorum. Kendimde defo olarak gördüğüm ve değiştirmeye çalıştığım şeyler bunların çoğu… Hepsi de saklandığı yerden çıktı ve günlük hayatımın içinde çeşitli olaylarda ve yüzleşmelerde ifadesini buldu. Hepsini cümle içinde kullandım. Tüm karakterim gözümün önünde açılmış saçılmış halde. Sanki bazı pek nazik eller tarafından parçalarıma ayrıldım, öylece bekliyorum. Beni tekrar birleştirecekler mi? Eskisi gibi mi birleştirecekler yoksa bambaşka bir şekle mi sokacaklar? Ya da böyle dağınık mı kalacağım? Hiç bilmiyorum. Hiçbir şey yapamıyorum.  Hayatımda tıkanmış, yürümeyen, gelişmeyen, büyümeyen ne varsa her geçen gün “bırak bizi artık” diye ağlıyorlar. Ben ise hala “acaba yoruldum ve pes etmek için bahane mi arıyorum?” diye sorup duruyorum sürekli kendime…

İnsan kendi karakterini nasıl değiştirebilir ki? Zor ve bazen acı da olsa onu anlayıp kabul edebilirsin. Yapabildiklerine ve yapamadıklarına saygı gösterebilirsin. Onu zamanla sevebilirsin de… Ama değiştirmek? Bu akşam bunun mümkün olmadığını düşünüyorum. Bu akşam onunla işbirliği yapmam gerektiğini hissediyorum. Bu bir kabulleniş; yelkenleri toplayıp tekneyi akışa bırakmak gibi… Çok hüzünlü fakat rahatlatıcı bir his.

İçimde hala isyan halinde ayaklarını yere vurup tepinen parçama rağmen bırakmak…

Zaman durmuş gibi.

 

 

Reklamlar

About evren erdem

Eski mimar, yeni takı tasarımcısı ve yoga eğitmeni… Bazen hatırlamak için, bazen deşip ortaya çıkarmak için, bazen unutmamak için, bazen yazıp unutmak için yazıyorum. Bazen de yazdıklarım o kadar farkında olmadığım şeyler oluyor ki kendim bile şaşırıyorum.
Bu yazı Düşünüyorum, Değişiyorum içinde yayınlandı ve , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s